Kahpe Gençlik
*
Türküler vardır, şarkılar vardır insanı derinden etkileyen, yüreğinin bam telini sızlatan. Bu türküler yıllar yılları kovaladıkça dudaklardan düşmez, ezgisi bitmez. “Kahpe Gençlik Türküsü” de benim için, bizim yöre insanı için yürek ağlatan bir türküdür. Bu türkü Batı Akdeniz Bölgesi’nde Dalaman Çayı havzasında, Toros yaylalarında, oradan Fethiye Körfezi’nde ve Göller yöresinde bir ağıt, iç dökme, derdini dağlara, ovalara, kurda kuşa umarsızca haykırmadır.
Çoğumuz bu türküyü Dirmil’in yanık sesli unutulmaz, sanatçısı Emin Demirayak’tan duymuşuzdur. Başka sanatçılar da çalıp söylüyor. Ancak rahmetli öğretmen arkadaşım “Yusuf Tumbat” kadar koygun, yüreğinin özünden çalıp söyleyen, türküyü içselleştirene az rastladım.
***
Bizim köyden yoksul bir delikanlı ekmek parası için Gölhisar Sorkun’a gider ve bir ağaya ırgat olur. Ağanın gülünce yüzünde güller açan, diliyle bülbülleri susturan, ince belli, sırma saçlı , gözleri doğuştan sürmeli bir kızı vardır. Bizim köylü delikanlı gel zaman git zaman bu kıza tutulur. Öyle bir tutuluş ki anlatmaya sözcükler yetmez. Ne yapayım diye günlerce düşünür, taşınır ve sevisini kıza açmayı tasarlar.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta