Biliyormusun
Benim her dağda sırça köşklerim
Her yerde taze taze aşklarım
Her yolun kenarında mezar taşlarım
Yüzüme akan gözyaşlarım
Yumuk yumuktu gözleri
Darmadağınıktı saçları
Mahsum mahsumdu bakışları
Başının üstündeydi tepsi
İtinayla dizilmişti
Simitlerin hepsi
seni ben beyaz yaka siyah önlükle tanımıştım
sana küçük yaşta sevgi duymuş yanmıştım
çocuklukta böyle şeyler gelir geçer sanmıştım
kara tahta ile beyaz tebeşire aldanmıştım
oturup sırana bana sevgi dolu gözlerle bakmıştın
okusunlar hayatımı diye sana şiirler yazdım
senin yüzünden çok diyar gurbetler gezdim
sevemedim seni ben hep kendimi ezdim
ruhum senin kalbim senin her şey senin içindi
mermilerim sevgim silahım gönlümdü
uzatsan ellerini gözlerimin içi gülecek
asma yeşili bakışların aklıma gelecek
unuttuğum şarkılar
paslanmaz kilitli dudaklarında
canlanacak
uzatsan ellerini
Güzel görünce bakmayan
Üşüdüğünde ateş yakmayan
Suç işlediğnde hapis yatmayan
Var mı
Sevip sevilip de kara sevda çekmeyen
Ürün alamaz tohum ekmiyen
dünya kurulalı sürüp giden
asırlar boyu göçüp giden
insanlar yaşadıkça çöküp giden
bitmeyen tükenmeyen zaman
tarihi parçaları geçmişi belli
Kızlar vardı ben onları tanırdım
Kolay kolay erkek beğenmezlerdi
Doktor Mühendis filan beklerlerdi
Bu sırada yaşları epey ilerlerdi
Taliplerine birer kusur bulup
Evde kalmayı marifet zannaderlerdi
Bir otobüsle gittik pınarbaşına
Doyamadım toprağına taşına
Yeşillikler içinde kaldım tek başına
Buraları görünce bir daha girdim yaşıma
Görebildiğin her yer hep yeşil
Yeşillikler içinde geldik kör alinin yurduna
bindokuzyüzelliüçde dünyaya geldim
birkaç yıl annemin ak sütünü emdim
iki yaşıma geldim emekledim yürüdüm
beş altı yaşımda baya da büyüdüm
yedi yaşımdayken okuma yazma öğrendim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!