Kutsal demez, metâ bilir kadını,
Ticarete alıp eder, bir reklam,
Hürriyet der değiştirir adını,
Tenkit etsen ne lâf ister ne kelâm.
Bir şey satsa tutar soyar hanımı,
Bu menfaat dondurmakta kanımı,
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Kalemine kuvvet üstadım,çok ders verici bir şiir yazmışsınız.Kutlarım sizi............
Kadın belkide çağımızdaki kadar hiç bir devirde aşağılanmamıştır acı olan aşağılamak için yapılanlar ona değer verildiği iddiasıyla yapılıyor ve de çok da güzel inandırlıyor insan geçekten çok cahil ve zalim
tebrikler çok manidar bir şiir
Kapitalist ekonomi, kadınlar ve çocuklar üzerinden ticaretini sürdürüyor. Ne yazık ki, siyasetçiler, medya, fikir adamları da buna alet oluyor.
Aslında kadınlar gününde, kadınlar için hiç bir şey almayın, onlara sadece sevdiğinizi söyleyin deseniz, o zaman işlerine hiç gelmez.
Gününde okuyamamış olsam da her zaman okunacak nitelikte bir şiirdi Sayın Bedri Tahir Adaklı.. kutluyorum anlamlı emeğinizi kaleminizi selam ve saygı ile..
Harika bir paylaşım tebrikler hocam..
kutlayın kutlayın da onu sömürü aracı yapmayın lütfen.vandaki zor kış şartlarında hayat mücadelesi veren kadınlarımızı, köylerde yarı aç yarı tok tarlada çalışan kadınlarımızı,yine yağmurda yaşta dağlarda hayvan otlatan kadınlarımızı, fabrikalarda sağlığı elvermediği halde mecburen çalışmak zorunda olan kadınlarımızı ırakta filistinde ölü bebeğine sarılmış feryad edip gözyaşı döken
afrikada bebeğiyle birlikte açlık ve susuzluktan ölen kadınları unutmayın. şairi kutluyorum.....10
Ağabey.. Kadın Her mutlu olduğu gün onun kadınlar günüdür. ant. saygılarımla
'Vesselam'la bitiyorsa bir şiir;söylenecekler söylenmiştir artık!
Dün ,8 Mart'tı.Bir şeyler yazıldı çizildi,kadınlar açısından biraz daha yoğun yaşandı.
Aradan bir gün geçti;ortalık duruldu!
Ne değişti ki 24 saatte?
Gazetelerin 3.sayfaları dolu doluydu bugün yine!
Şiire gelince...
Dost ADAKLI her zaman yetkin yazıyor zaten.
Kutluyorum Efendim.
Erdemle.
Günün anısına
Kıymet görmemiş
Gerektiği kadar
Belki de yıl onikiay
Hak ettiği değer
Verilsede bu gün
Ne fark eder
Bir yılda bir gün
Yalnız yirmi dört saat eder
Efendim bende bir şiirimle katılmak istedim güzel şiirinize....ayrıca kıymet bilen bu yüreğe gönül dolusu teşekkürlerimi sunarım....tüm kadınlarımızın hak ettiği değeri görmesi dileğiyle 08 Mart dünya kadınlar gününü yürekten kutlarım.....
Sayın şairim şiirinizi beğenerek okudum.Ne yazıkki günümüzde kadının bir insan olduğu bazı kesimlerce unutulmuş
sadece bir meta olarak görüldüğü malümunuzdur. Allah onlara ve bunlara alet olanlara Allah akıl ve fikir verir inşallah.
Sizi kutluyorum. Tam Puanımla + Ant. listemde Şiirinize destek için bir şiirimi izninizle buraya alıyorum.Selam ve saygılarımla Allaha emanet olunuz.
====CENNETİN SENİN AYAĞĞININ ALTINDA OLDUĞUNU====
Ayırdılar seni; izzet, şeref ve haysiyetinden!
Satılık meta gibi, koparıldın şahsiyetinden.
Ruhu olmayan robot gibi; kat, kat soyunduruldun!
Şehvet bıçağıyla, kesime giden kurban oldun.
Fuhuş normalleşti, bitti müesseseyi aile!
Özden kopup soyuldun hürriyet denilen şey ile.
Yaradılışa uymayan, ters istikamet verildi!
Sözüm ona bunun adına *Medeniyet* denildi.
Kur-an, hadis haber veriyor; senin ne olduğunu!
Cennetin senin ayağının altında olduğunu.
eşref İNANÇ
Bu şiir ile ilgili 15 tane yorum bulunmakta