Yine bir gece vakti çöktün yüreğime,
Hayalinle konuştum...
Anlatamadığın bir hüzün var içimde,
Sesimde yılların yorgunluğu...
Ben sustum,
Sen sustun...
Kapkara bir geceden, koca bir sensizlik doğdu.
Kadınım...
Ellerin hep üşürdü,
Avuçlarımın içinde yüreğimle ısıtırdım onları.
Gidince, adını hasret koydum.
Sigaranın dumanında gizledim seni,
Her nefeste biraz daha içime çektim hasreti.
Kadınım!
Dilimde yarım kalan bir şarkı gibi.
Geceler uzun, odam karanlık.
Bir sandalye, kırık bir masa...
Bir duvarda duran lamba.
Kadınım!
Bir de senin yokluğun; öyle ağır ki bana...
Bazen oturup eski günleri dinliyorum.
Gülüşün geliyor kulağıma,
Sanki hâlâ yanımdaymışsın gibi,
Sonra birden susuyorsun...
Arıyorum seni karanlık odamda, elimde lamba.
Duvarlarla konuşuyorum!
Sandalye ve masam senden bahsediyor bana,
Gelirmi diyorum yanıma.
Kadınım!
Hani bir gün dönersin diye ,
Hani kapı çalar da “Ben geldim” dersin diye,
Bekledim.
Yıllar geçti, kapılar eskidi,gelmedin.
Kadınım!
Şimdi eski,yırtılmış bir fotoğrafın var elimde,
Sen ve ben...
Çatlamış ellerimle dokunuyorum yüzüne dokunur gibi,
Bir damla yaş düşüyor gözlerimden gözlerine...
Kadınım!
Dün eski bir radyo aldım,
Belki bir gün sevdiğin şarkı çalar,
Bir radyoda ansızın,
Ve ben yine seni hatırlarım,
Tıpkı ilk günkü gibi,
Tıpkı son günkü gibi,
Kalbime sadece susmayı öğrettim.
Çünkü bazı acılar,söylenmeyince daha az acıtıyor.
Erdal Balcı 2
Kayıt Tarihi : 15.2.2026 16:50:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!