Kaderin O Sayfası Yazılmıştı Ezelden

Hüseyin Erdinc
251

ŞİİR


22

TAKİPÇİ

Kaderin O Sayfası Yazılmıştı Ezelden

Biz tesadüf sandık;
iki kırık pusulanın
aynı kuzeye değil de
aynı yaraya akmasını.

Kuzey dediğimiz,
kanın yön duygusuydu belki;
harita çoktan derisini değiştirmişti.

Bir gölge, sahibini değil,
henüz olmamış bir bedeni taşıyordu sırtında;
adımlarımız,
gelecekte unutacağımız bir anının
topuğuna basıyordu.

Biz tesadüf sandık;
aynı suskunluğun içinden
iki değil,
tek bir çığlığın bölünmesini.
Çığlık,
boğazın değil,
zamanda açılmış bir yarığın iç sızıntısıydı.

Saat dediğimiz şey,
akreple yelkovanın kavgası değil,
zamanın kendi kendini inkârıydı.
Biz ilerledik sandık;
oysa her adım,
ilk hataya geri yazılıyordu.

Camdan yapılmış bir kader
çatlağını içimize doğru büyütürken
biz dışarıyı dinledik.

Biz tesadüf sandık;
aynı rüyayı iki uykuda görmek değil,
iki uykunun tek bir rüyaya ait olmasını.
Rüya,
alnımıza değil,
alnımızın arkasına vurulmuş eski bir mühürdü.

Kuyu kazmadık aslında;
boşluğu derinleştirdik.
Su çıkmadı,
ama yankının kemiği göründü.

Aynı taşın altına saklanmadık;
taş bizim üzerimize kapandı.
Kaldırılınca güneş değil,
henüz yaşanmamış bir geçmiş döküldü.

Biz tesadüf sandık;
birbirimizin cümlesinde eksik harf olmayı.
O harf,
yanmamış bir kitabın
yanık ihtimaliydi.

Aynayı ikiye böldüler;
çoğalan yüz değil,
tek bir yüzün gecikmiş itirafıydı.
Kan akmadı;
hatıranın pası çoğaldı.

Biz tesadüf sandık;
aynı yaraya farklı isimler vermeyi.
İsimler değişti,
yara yerinde kaldı.
Çünkü coğrafya,
adlandırılmayı değil,
hatırlanmayı bekliyordu.

Şehir harflerini yutmadı;
biz okumasını unuttuk.
Numarasız evlerin kapısında
aynı eşik iki kez çizildi.

Biz tesadüf sandık;
iki yalnızlığın aynı duvara yaslanmasını.
Oysa duvar,
omuzlarımızın arasındaki görünmez yükseklikti;
yıkılsa bile mesafe kalacaktı.

Bir el,
başka bir eli ararken
avuç içindeki çizgilerin
aynı uçurumu yazdığını fark etmedi.
Uçurum,
düşülecek yer değil,
çoktan düşülmüş bir yükseklikti.

Biz tesadüf sandık;
aynı korkunun iki yüzde dolaşmasını.
Korku,
çocukluğun cebinde değil,
cebimizi diken parmakta saklıydı.

Kapıyı açtık;
kararan dışarısı değildi,
içerinin fazlasıydı.

Bir yaprak düştü;
ağaç hafiflemedi.
Kök,
yerin altındaki karanlıkla değil,
karanlığın henüz adı konmamış tarafıyla
anlaşmıştı.

Biz tesadüf sandık;
aynı kelimeye takılmayı.
Kelime,
boğulmuş nehrin kemiği değil,
kemikten yapılmış bir susmaydı.

Zamanın sırtındaki kambur
ilerlemekten değil,
taşıdığı tekrarın ağırlığındandı.
Her saniye,
bir öncekini gömmedi;
üstüne yığıldı.

Gölgemiz bizden bağımsız değildi;
biz, onun geç kalmış açıklamasıydık.

Biz tesadüf sandık;
aynı boşluğa bakarken
aynı şeyi görmemeyi.
Boşluk,
fazlalıktan değil,
fazlanın çekilip bıraktığı izden ibaretti.

Merdivenin ilk basamağı son değildi;
başlangıcın kılık değiştirmiş hâliydi.
Çıktıkça indik;
indikçe başlangıca yaklaştık.

Adını andığımda
havada asılı kalan hece
yerçekimine direnmedi;
düşeceği yeri hatırladı.

Biz tesadüf sandık;
aynı yangının iki dumanı olmayı.
Duman göğe çıkmadı;
göğü aşağı çekti.
Kül yağmadı;
biz yukarı savrulduk.

Karşılaşma dediğimiz,
iki çizginin kesişmesi değil,
çoktan üst üste binmiş iki yazının
geç fark edilen mürekkebiydi.

Biz tesadüf sandık;
ama kaderin o sayfası yazılmıştı ezelden …

Hüseyin Erdinç

Hüseyin Erdinc
Kayıt Tarihi : 4.3.2026 22:05:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!