Belli ki çok üzgünsün; kahır dolu her sözün
Dokunsalar, derdini, açacaksın gibisin.
"Artık unuttum" derken, hâlâ yollarda gözün
Çıkıp gelse ansızın, uçacaksın gibisin.
Şahidiyim sevdanın, günden güne artıyor
Aşık olan aşkını, gözyaşıyla tartıyor
Perişan, bitkin hâlin içimi karartıyor
Zehir sunsa, elinden, içeceksin gibisin.
Mevsimler kış olsa da, demeyip bora, tipi
Eminim ki dağları, aşardın, Ferhat gibi.
Deseler ki tek yol var; çok ince, sırat gibi
Hiç tereddüt etmeden geçeceksin gibisin.
Yârin kokusu sinmiş, her harfe, her heceye
Adamışsın ömrünü aşk denen bilmeceye
Ondan iz taşımayan her rüyâya, geceye
"Revâdır" deyip, kefen, biçeceksin gibisin.
Günler geceye esir, ah çekiyor derdinden
Mutluluk fîrâr etmiş gönül denen yurdundan
Haber salıp "gel! " dese, vefasızın ardından
"Yâr" deyip, diyâr diyâr, göçeceksin gibisin.
İzi var yüreğinde sarpa saran yolların
Hazân esmiş, budanmış, tuttuğun tüm dalların
Hep boşluğu sardıkça uzattığın kolların
Gözlerinden kor alev saçacaksın gibisin.
Ne zaman görsem seni, duyduğum hep ah-u zâr
Vuslat vâki olmadan dinmez dilde intizâr
Yolun bir kabre düşse, görsen açık bir mezar
"Ölüm kurtuluş" deyip, kaçacaksın gibisin.
"Ölüm kurtuluş" deyip, kaçacaksın gibisin.
Kayıt Tarihi : 19.07.2013 14:05:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!