Günlerden birgün, bir deli çıka geldi saraya, mağrur, alımlı ve dik görünüşlü. Adamın bu durumdan etkilenen kapı er'i ' buyurun efendim ' dedi. Adam ' padişah'a haber verin O'na kabada kuba deyin o anlar ' der..koşar kapı er'i vezire, vezirde padişah'a haber verir. Anlamaz padişah ' vezirim getirin bakalım şu adamı ne der ' der. Adam gelir aynı çalım, aynı mağrurlu ifadesi ile, ' tanıdınmı beni ' der. Padişah ' tanımadım ' diyerek vezire bakar. Vezirin mahçup olduğunu gören padişah adam'a döner,' Buyurun tanıtın kendinizi lutfedin ' diyerek cevap hakkını adam'a verir. ' sen padişah'sın her şeyi bilirsin'de beni mi tanımadım neyse der. Padişah bu bozulur tabiat'ı ile. Bunu geçelim der adam sen bari şunu bil ' kabada kuba ' der. Padişah anlamaz tekrar ettirir. Adam tekrar eder. Padişah bakar ki diğerlerindende hayır yok. ' Efendi ' der ' eğer lutfedip söyler isen bizde bundan sebeplenürüz ' diyerek cevap ider(padişah'ça) . ' yok” der adam “ yok öyle yağma, ben bunu öğrenmek için ömrümü heba ettim, öyle yağma yok' der. İyice meraklanan padişah ' efendi dile benden ne dilersen, dilediğin olacak, yeterki söyle...', adam “ dedim ya, yağma yok, madem ne istersem olacak bunu bana yazılı ver öyle ya sen padişah'sın yazdığında ferman olur, yalnız bunu tek sana söylerim, bunun başka yolu yok ' der. Padişah hemen fermanı yazdırır adam'a uzatır verir. Adam fermanı açar yüksek sesle okur ve ' ferman padişah'ın ' emrine itaat ediniz, söz veriniz ' der.Herkes bir ağızdan söz verir. Padişah gayet heyecanlı kolay mı ' kabada kuba'nın ne olduğunu öğrenecek'.
Adam döner ' yatırın padişahı ' diyerek nöbetçilere emreder, yatırırlar. ' koyverin kellesini kütüğün üstüne ' der, koyarlar. Tiz gelsin cellat der, getirirler. Bakar ki padişah kelle gidiyor ' dur ulan dur ' diyerek bağırır, ' vazgeçtim ben bu ferman'dan, kelimende sana kalsın' diyerek adam'a kızar. Adam gayet rahat' sen bilirsin padişah ' der ' sen bilirsin ' ' fakat senin adına çok üzüldüm ' ' bunun ne olduğunu öğrenmemekle çok şey kaybettin ' der. Padişah hiddetlenir ' bana bak ' der ' bana bak ' ' kelle gittikten sonra nasıl öğreneceğim bu bir, ikincisi hadi diyelim bununda bir yolu var, ben öldükten sonra ne işime yarayacak senin bu kabada kuban ' der. Döner cellada, “ tiz yatırın bu herifin başını kütüğe, kesin kellesini 'der padişah. Adam nöbetçilere döner ' ben yatarım ' der ' siz rahatsız olmayın ' “ ben dünden razıyım “ diyerek yatar ve kafasını kütüğün üstüne koyar. Ve padişah'a seslenerek ' ey padişah,senin kafanı kütüğe koydurduğumda kesin kellesini bu padişah'ın diye bir emir verdim mi..? ' der. Padişah ve diğerleri birbirlerine bakarak düşünürler, evet adam böyle bir emir vermemiştir.' Pekala ' der padişah ' niye koydurdun başımı cellatın önündeki kütüğe ha..? ' diyerek soru sorar adama. ' padişahım ' der adam, 'ben sana ne söz verdim' ' kabada kuba ' ne demek bu kelimeyi öğretecektim ' değil mi..? ' der. 'Doğru 'der padişah. 'Sende benim her istediğimin olması için ferman yazmıştın değil mi..? ' der adam, padişah ' doğru ' der.' Ey padişah nereden çıkardın ölümü..? ' ' biraz sabretse idin, sende bende rahat edip öğrenmiş olacaktık ' deyince padişah ' nasıl yani ' der. Adam ' padişahım ' der ' biz yetmişikibuçuk millet, yıllardır senin ne olduğunu, neye yaradığını, nasıl olacağına bir türlü anlam veremediğimiz yönetiminle bu günlere geldik ' ' artık bilmem neremizden nefes aldığımıza sen karar ver ' ' bu kabada kuba senin içinde ' ' bende senin gibi meraktayım ' ' yıllardır ettiğin fermanlar bize hep kabada kuba geldi yani bizde anlamadık amma uyduk bu günlere geldik. ' bende nerenden çıkıyor bunlar diye düşündüm, şimdi eğer sende bizim gibi ölmeden ecel terleri dökme durumuna gelip totondan bu kabada kuba ların tamamını çıkartırsak herkes rahat edecek ' der.
Bir kız kardan hafif adımlarıyla yürüyüp geçti hayal içinde
Arkadaşlarımı düşündüm, sevgili şeyleri
Sanki her şey bizimle var ve bizimle olacak
Şarkılar çaldı odalarda
Bütün insanları sevmek gerektiğini düşündüm




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta