Kaba demir, kızgın ateşe sokulmadan şekillendirilemez..Hamur ateş görmeyince ekmek olup, yenilecek hale gelemez...Çivi, tepesine defalarca darbe yemeyince görevini yerine getirmiş olmaz ..Davul, tokmak yemedikçe ses veremez...Cam, ateşte yanmayınca şekil alamaz..Bez, makas görmeyince,iğne yemeyince entari olamaz..Hızar görmeyen ağaç, mobilya olamaz.. Velhaslı kelam;
Her nesnenin..Canlı cansız her varlığın bir "çile yolu " vardır..Çünkü her varlık, seyri sülükünü tamamlamak, ve Allaha varmak için yaratılmıştır..Çünkü dönüş onadır...Kişiler, çile yolu denince;, medreselerde bir şeyhe intisab eden dervişlerin, kırk gün boyunca yemeyip içmeyip uyumayıp, kendilerini Allaha adamalarını anımsarlar... Bu bilgi nispeten doğrudur ama tam olarak doğru değildir... Çünkü herkesin medreseye gitme gibi bir durumu söz konusu olamaz..İşte bu yüzden, Allahu teala kullarını, kendi yaşam alanlarında çile yoluna sokar...Kişi, "dert çekiyorum" zanneder...Fakat yaşadığı şey,çile yolunda ilerlemektir...Ne zamanki kişi, bu yolu tamamlar ve geri döner... O saatten sonra kişi ikinci bir hayata başlar...
Unutmayalımki;
Çektiğimiz çileler, ruhu sultaninin, beden ülkesinde hâkimiyetini sağlamak için Allahu tealanın yolumuz üzerine kurduğu düzeneklerdir...pişmemiz için yaktığı ateşlerdir...şekil almamız için başımıza sertçe vurmalarıdır...şikayet etmeyelim....Zevk içinde pişmeye bakalım...Bilelimki; muhakkak ateş gördükten sonra suyuda göreceğiz..akabinde yeni şeklimizi alacağız...Dünya bir medresedir..Kaderimiz ve kaderimizi geçirdiğimiz yer,bizim çilehanemizdir...çektiğimiz dertlerimiz ise çile yolumuzdur..
Derdimizi sevelimki, derdin sahibide bizi sevsin...
Dönüş yolları kapalı,
Kara otağ içindeyim;
Yerde de kara bir halı...
Çok şey var ki geride kaldı
Nice sisli-sevgili yüz




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta