Böyle roman mı yazardım hiç?
Daha doğrusu hiç roman mı yazdım?
Neler yaptırıyor bu aşk insana?
Belirsizliğin korkusu gelen
İnsanı ne yorar bu hayatta?
Düşünmek mi hissetmemek mi?
Neden bu tatlı hüzün?
Yorulmuş sanki yüzün.
Bir insan bu kadar mı büyür,
İki yılda çocuk, adam mı olur?
Anılardan bir kalkanda gibisin,
Siyah, boş bir gecede başladı bu tutku.
Kaygu parıltısı ile gördük birbirimizi.
Birleştirirken, kenetlerken ellerimizi,
Fark ettik, dünyamızı aydınlatan sevda.
Sanki dert denizinden çıktım o gün,
Hep mi gece gibisin;
Tatlı, hafif soğuk ve bazan yağışlı?
Hep mi böylesin;
Yüksekte, duygulu ve yaşam kadar hızlı?
İstanbul kokuyorsun biraz tuzlu, biraz yeni
Göz Kırpan Yıldızlar
Havadaki şey, gençlik mi?
Ruhu saran, rahatlık mı?
Ah güzelim gözleri, şâhit oldum kalp ile.
Bûsesi rûyamdabilen yaktı lâtîf kalp ile.
"Âşığımın kalbi benim hakkım" der mâşuğum
Seyrüsefâ eyleyerek vahd ederim kalp ile.
Cenaze marşı inletiyor Ankara sokaklarını
Askerler rap rap vuruyor botlarını
Ata’nın al kefenli bedeni geçiyor heybetle
Bir halk hürmetle uğurluyor babasını
Sanki günler bir daha doğmayacak
Çiçekli kırlardan elleri var,
Karlı dağlardan omuzları var,
Lacivert geceden gözleri var,
Bakışları güneş güneş, anlatmaya ne hacet?
Titreyen parmakları bembeyaz,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!