Orta birinci sınıfta(şimdi 6.sınıf oluyor) Türkçe öğretmenimim bir şiirimi bir dergiye göndermesi ve o derginin bana ulaşmasıyla birlikte şiir yazabildiğimin farkına varıyorum.O şiirim bir tesadüf olarak ilkokul 2.sınıf kitaplarında yayınlanıyor..Ve ben Eğitim Fakültesinde okurken,staja gittiğim okulda,Türkçe dersinde kendi şiirimi işliyorum..
Sonra öğretmenlik..Anadolu'ya,Anadolu'da yaşayan biri olarak değil de,Anadolu'yu imbiğinden geçirmek isteyen biri olmak üzere yola çıkıyorum..Aksaray(Koçpınar) ,Kastamonu(Yukarıgüney,Terke) ..Derken,asker öğretmen olarak Ağrı-Taşlıçay(Yeniköy Mezrası) ve Doğubayazıt(Atatürk İlköğretim Okulu) ...Ve şimdi de Ankara..(Akyurt-Güzelhisar Köyü,Dışkapı Çocuk Hastanesi)
Şair olduğumu söylemem çok zor...Şairim diyebilmek çook büyük bir iddia..Çook büyük bir söz...Ama şiirden anlamayanların yakıştırması olarak şair denilmesi adetten olmuş ya...Yine de şair diyorlar bana da..
Ve sonra,ya da önce..Veya her zaman: Izdırap..Yani aşk acısı...Nerede başladığının bilinmediği gibi,nerede biteceği de belli olmayan bir yolculuk.....Ne yaparsın işte; geldik,yaşıyoruz,acısıyla tatlısıyla dünyayı...
Eserleri
Eserlerim mi......Henüz erken be dostlar..
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!