Canıma hançer ol,geceme siyah...
Beter ol,duman ol,at...eş ol da...
Külün savurmaya rüzgarın olayım...
Kavuşmak yok, titreme boşa
Yaralarına tuz,acına biber...
Yan,işte! Kana!
Hüznünün sergüzeşti ismime
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Güzel şiir.. Hem de oldukça güzel. Selam ola yazana.. :)
çok kaliteli bir şiirdi okuduğum..+10+ant
Güzel şiir. Tebrikler.
isyanımın yurdu gece
ah Leyl
ey Leyl
geceyi seven kadın
gecede seni seviyor ki
akak sızmışsınız dizelere
sevgimle.
Süper güzel bir şiir tebrikler.
İsyanımın yurdudur,ruhumun sancıları
Yılan başlı,çatal dilli öfkeme
Yenik düştüm...yenik düştüm...
Zamanın çirkefine...
Sırrı kaybolmuş aynalarda
Kıyıya vuran yüzüm
Sakla mimiklerini gölgelerde
Yorgun kelimelerini uyut şimdi
Göğsünün kuytu derinliğinde...
....
çok güzel şiir
seçki yerinde ve hak ediliş
saygılar
Evet isyan KUKLALIĞA isyan olsun ki insan gibi özgür yaşayasın… Kardeşim din odaklı bir cemaatsan git dininle uğraş..duaya dur, onun özüne in, iman gücünü onlarda bul, ayinlerini ona odakla sana yan gözle bakan mı var! Yok bunların ki illaha ki kanına girecek..bünyeni kaplayacak..kemiğine işleyecek..varsa yoksa onun yaşam anlayışlı civcivler..koyunlar..gııııtttt..gııııdaaaak…meeeeeeee…
Ama siz cemaatler Devlet yapısında, insanın yemesinde-içmesinde, futbolundan, toplantı ve etkinliklerinden, halayından, düğününe, dostana muhabbetine kadar onlarca sosyal yaşamında, ekonomi-ticaretinde.. kadın erkek ilişkisinde, hukukta, emniyette, mahkemede, siyasette..hastanede..eğitimde ne işiniz var! Evet isyan bu tür cemaatlere..ki halk olarak farklı kültür ve fikirlerle inanç boyutlarıyla toplumsal yaşam ve barış olsun!
Şair uyan melemenin isyanı koyunun kendine…Şair ol! İnsana..halka..topluma bir üreten ürün ver!
Odatv de Gündemle ilgili bir haber..şok mu dersiniz? Değil. İlginç mi/çarpıcı mı/iffetsizlik mi? hayır hayır bunların hiç birisi değil!
Nitekim yıllarca örgütlü bir şekilde günümüze değin gelen şu düzen de ŞOK yaşananlar, çoçuk katilinden, namusu için kadını katledene kadar, yazarından/matbaacıcına hücreye tıkayana varasıya her şey şok..
Ama yurdumuzda artık ŞOK HASTA USTA! Yani şoklarda artık şok kavramından uzaklaşalı yıllar oldu! İlginçiklik derseniz komada! İffetsizlik hastane ve okullarda! Yozlaşma sokata trafikte..insan ilişkilerinde!
Peki bu düzenin düzeni..efendisi imamla kadıları kimler? Tabii ki ne iktidar ne de cemaatler değil..değil de onlar GÜNDEM den düşmüyor ki!
Evet yaşananlar tam bir kara mizah-komedi.. Bunlar Aziz Nesin’e özenmiş ancak tam ona zıt mizah peşindeler; ettiklerine-edeceklerine gülsen gülünmüyor, ağlasan ağlanmıyor, yansan kül olunmuyor!
Tam da birer cıp-cıbıldak alay konusu… Kendi dünyalarını, dini bağnazlıklarını evrene yaymak için kuklalığa soyunmuş baldır-bacak cıbıldak peşinde alay konusu o kadar!
Odatv deki bir yazıdan biraz alıntı..gerisini merak eden kaynağından okur, başlık şöyle:
GÜLEN MARKA PREZERVATİF HABERİ DE DERGİ TOPLATMIŞTI
“İŞTE O HABER
İşte İdris Özyol’un Gülen cemaati tarafından uyarılarak, dergisinin toplatılmasına neden olan haberin çarpıcı ayrıntıları…
Antalya kökenli bir girişimci Fethullah Gülen marka prezervatif ve bira üretmek için patent aldı. Türk Patent Enstitüsü'ne başvuran girişimci, Fethullah Gülen marka ürünlerin üretimini tescil ettirdi. 24 Mayıs 2002 tarihinde tescil edilen markanın kullanımı 10 yıl süreyle Nil Basım Yayın AŞ'ye ait. 42 farklı emtia sınıfı için alınan patentte birbirinden ilginç ürünler yer alıyor. Bunlardan en ilginci 10 numaralı sınıf. 10 numaralı sınıfta Fethullah Gülen isimli ürün üretme hakkını elinde tutan Nil AŞ, buna göre masaj aletleri, cinsel amaçlı aletler ve malzemeler, biberonlar, kulak tıkaçları, idrarını tutamayanlar için çarşaf üretebilecek. Bu grupta doğum kontrol aletleri ve prezervatif de yer alıyor. 05 numaralı sınıftan alınan marka tescili de doğum kontrol hapından gebelik testi ürünlerine, hayvan spermlerinden hijyenik külotlara, zayıflama çaylarından deodoranta kadar onlarca üründe Fethullah Gülen ismini kullanma hakkını veriyor. Buna göre Nil AŞ, Fethullah Gülen adıyla deodorant üretebilir ve aynı isimle ürettiği doğum kontrol haplarını piyasaya sürebilir. »
Şairin renklere sıkça vurgu yapması şiir kumaşını örselemiş.
Zira 'renklerle oynama ressamın konusudur şairin değil'
Kalbe dokunan bir örümcek ağı gibi gecenin soğuk ellerine özlem...
İsyanın güzel sesi şiir...
Kutluyorum Ya Leyl....
Neye, niçin, kime dostum isyanın?
Asilikle öne çıkmaz ins yanın!
Tam mü'mince tevekkül et Rabbine;
Layık olsun unvanına ins san'ın!
Bu şiir ile ilgili 30 tane yorum bulunmakta