Ben, bu paslı yüzyılın vitrinine fırlatılmış bir taş,
Camına değil — boşluğuna saplanmış bir dikenim; iç kanamasıdır bu vitrinlerin.
Gömleğim, betonun terini kusar; cebimde durmuş saatler — susmuş ömürler.
Zaman, çalınmış bir mahşerin başsız piyonu yapar beni bu satrançta
Ve her nefes, ciğerime dolan küflü bir veda; tabutumdur her sabahın ilk soluğu.
Geçiyorum o simli tabutların önünden — vitrinler, modern mezar taşları;
İçlerinde topraksız, kokusuz plastik güller: insanlar.
Gözleri taş, yalnızca karşı kulelerin kibirli suretini yansıtır.
Kahkahaları ise her akşam biraz daha ucuzlayan bir bozukluk gibi
Şangırdar, düşer kaldırımların donuk kehribarına.
İçimde lavla dolu bir suskunluk, çatlağını gizleyen bir yanardağ.
Ve her ayna, bana celladın önüne yatırılmış bir başka cenazemi sunar.
Bu yüzden kalemim dua değil, lanet yazar;
Çünkü yazmak, suskun bir cesedin üzerine zindanda zambak dikmektir,
Susmaksa o zambağı kendi eliyle ezen celladın kendisidir.
Sorularım, yıldızsız ve isli bir gökte asılı kalır:
“Bu demir kafesleri kendi etimizle mi ördük?”
“Neden celladın gölgesini güneş sanıyor bu kalabalık?”
“Vicdanlar hangi indirimli wifi şifresine yazıldı da bu kadar ucuza satıldı?”
Bu suskunluk değil — bu, meydanlara çekilmiş bembeyaz bir teslimiyet bayrağıdır.
Ey çağın pasif gölgelerinde zaferlerini çürüten efendiler!
O camdan, o betondan, o sağır kuleleriniz sizin olsun!
Biz, sizin asfaltınıza çatlağını atan o inatçı kök,
Yeraltında baharı bekleyen sabırsız bir çiğdemiz.
Ve bilin: En yüksek kule bile bir çiçeğin filizlenmesini durduramaz.
Ben, taşranın unutturulmuş ahının, şehrin göbeğindeki yankısıyım.
Ben, toplumun çatlayan damarından sızan o ilk damla kanım.
Adım Rüzgâr’dı savrulurken, sanım İsyan’dı kök salarken.
Biz artık, kaydı hiçbir tapuya düşmemiş olanlarız
Ve bu türkü, insan kalmanın ağır bedeline yazılmış ortak bir yazıttır.
Duyun — bu bizim türkümüz!
Ne ismimiz var tapuda ne sesimiz kayıtlı,
Ama bizim adımız Sokak, yankımız İsyan!
Bir çiçek gibi — kırıldıkça köklenen,
Bir türkü gibi — bastırıldıkça yükselen…
Kayıt Tarihi : 13.6.2025 23:38:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!