Türk'ün asil sancağı, dalgalanmazsa şayet,
Neyleyim ben o yurdu, eylemem hiç inayet.
Göklerden inmiyorsa, fethime ulu ayet,
Zalime boyun eğen, dilsiz bir baş istemem.
İslam'ın o gür sesi, çınlamıyorsa surda,
Neyleyim ben o tahtı, esir kalsam da burda.
Ecdadımın duası, sığınakken bu yurda,
Cihan benim olsa da, yaldızlı taç istemem.
Zincirleri kırıp da, geçmiyorsa gemiler,
Neyleyim ben denizi, sussa bütün nehirler.
Titreyip eğilmezse, karşımda o kibirler,
Surları devirmeyen, tunçtan kılıç istemem.
Sen kokmayan o gülü, daldan koparmam billah,
Sancağımda yazmalı, sadece Kelamullah.
Oğuz’un nidasıdır, nasip eylesin Allah,
Ayasofya mahzunken, dökülen yaş istemem.
Peygamberin müjdesi, olmayan çağı netsem?
Başka bir ufka baksam, başka sefere gitsem?
Hak yolunda fâniyim, bir hiç uğruna bitsem,
Rızana kavuşmayan, kuru bir şan istemem.
İstanbul'un uğruna, feda olsun bu canım,
Tarihlere sığmayan, ecdadımdır sol yanım.
Şehitlik mertebesi, olsun en yüce şanım,
Allah'ın rızasından, başka bir şey istemem!
Kayıt Tarihi : 26.03.2026 00:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiir, Fatih Sultan Mehmed Han'ın meşhur 'İstemem' şiirinden ve 'Ya ben İstanbul'u alırım, ya İstanbul beni' diyen sarsılmaz iradesinden ilhamla kaleme alınmıştır. Bir taklit değil; o kudretli ruha ve ecdadın o tavizsiz duruşuna günümüzden yazılmış özgün bir selamdır.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!