Artık demir atıyorum bu şehirde. Defalarca kez gidip geldiğim, sokaklarında avare avare gezdiğim, her taşının altına bakıp hiç bulunmamış bir mücevheri aradığım. Sevdaları bitirip, destanları imzaladığım. Mavisine gri bulutların çöküşünü kasvetle andığım, güneşin minarelerin tepesini ışıl ışıl aydınlatışını sevinçle izlediğim şehir. Adına binlerce şiirlerin, şarkıların söylendiği, binlerce aşkı gece gündüz izleyen tek göz olan şehir. Benim çocukluk anılarımı bıraktığım, kendimi bulduğumda ise koca şehri gülen bir yüze sığdırdığım. Ardı sıra gelen hüzün ve öfkelerden sonra sukuta eren bir yürek oldu, benim için bu şehir. Yedi tepesini seyre daldım bir akşam, yine sabahı karşılıyorum bu şehirde. Sabahların yüzü artık sen oldun, sende yaşamaya başladı bu şehir…
Seni düşünüyorum, boğaza uzanıp şöyle gözlerinde geceyi yaşadığımı hayal ediyorum. Kokun nasıldır bilmiyorum, bakışın ne kadar derindir görmüyorum. Neye benzer sevmelerinin tadı? Sıkıca sarıp sarmalar mısın yaşanmışlıkları? Elimden tutup ta, hiç bırakmadan koşar mısın yıllarca? Sevdiceğim olur musun? Sevmelere ve sevilmelere doyurur musun beni?
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta