Sonbahar rüzgârları esiyor, İstanbul’da. Güzelliğine hafiften bir yağmur yağıyor… Boza kokusu bastırıyor, sokaklarda.
Gözlerine mil çekmiş, kırıklarını aldırmış kentinin, İstanbul… Baharın yolunu gözlüyor. Derken, üzerine beyaz bir örtü seriyor tanrı. Kız kulesi üstüne örtüyor boğazı. Galata ise çıplak ve üşüyor…
Duydum ki kış gelmiş İstanbul’da. Kızarmış yanakları soğuktan… Baharın hasretini haykırıyor uçurtmalar… Nerede bu esrarengiz ilkbahar.
Aman İstanbul duyulmasın aç martıların sesi. Sormasın Cihangir, Topkapı, Beyoğlu, Avrupa yakası, İstanbul boğazı… Sormasın kaçak baharı. Nasıl cevap verir ki, İstanbul.
Fatih Sultan Mehmet aldı Konstantin’i. Kimisi adına şarkılar yaptı. O ise kendi hikâyesini kendi yazdı. Adı, aşkın kenti İstanbul olalı.
Gecesi, gündüzü, sabahı, akşamı… Başka güzel İstanbul… Asır, yıl, ay, hafta… Başka güzel İstanbul… Dün, bugün, yarın ve her zaman… En güzel İstanbul…
Nizam DüzenciKayıt Tarihi : 17.5.2013 18:10:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!