İSTANBUL
Yeryüzünün en güzel metropolü
İstanbul sur içidir,
taşın hafızasında yankılanan adımlar,
bir kapı aralığından sızan asırlık dua.
bazen bir cümle yetmez anlatmaya seni.
İnsanlar koskocaman bir kentte
küçücük odalara sıkıştırılmış,
metrekareye bir hayat düşmüş,
duvarlar dar, hayaller yüksek.
Yerin altında damar damar metro,
üstünde hızlı trenler,
otobüsler, metrobüsler…
İstanbul kendi kalbini
raylarla atıyor.
Sabah 05.00,
henüz gün uykudayken
insanlar yola düşer.
06.00’da umutlar omuzda,
kartlar turnikeden geçer,
her “bip” bir ekmek duasıdır.
Akşam 18.00, 19.00…
yorgunluk eve varmadan çöker,
kalabalık büyür,
insan küçülür.
Milyonlarca insan
ekmek peşinde,
ellerinden düşmeyen telefonlar
küçücük dünyanın
büyük gezginleri gibi.
Ekranlara sığdırırlar hayatı,
çünkü İstanbul
bazen insana yer bırakmaz.
Ama birden
deniz çıkar karşına.
Boğaz,
iki yakayı değil
iki yorgunluğu bağlar.
Martılar bağırır gökyüzünde,
sanki derler ki:
“Dayan,
bu şehir seni seviyor.”
İstanbul,
kalabalık bir yalnızlık,
gürültülü bir sessizlik,
zor bir hayat
ama vazgeçilmez bir aşksın.
Her semtin, her köşen bir başka güzel..
Emirgan’dır,
lâlelerin sabrı,
Bebek’tir,
Boğaz’a yaslanmış genç bir gülüş,
Tarabya’dır,
akşamüstü balıkçı teknelerinde
suskun bir sevinç.
İstanbul Sarıyer’dir,
rüzgârı sert, yüreği yumuşak,
Beykoz’dur,
orman kokusu taşıyan sabah,
Kandilli’dir,
ışıklarıyla karşı kıyıya göz kırpan gece.
Ne kadar yorsan da bizi,
en güzel sensin,
çünkü her şeye rağmen
insan, deniz ve martılar
hâlâ burada
yan yana nefes alıyor.
Kayıt Tarihi : 8.2.2026 11:56:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
2025 Yılında İstanbul gezisi




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!