’Karanlık dünyamdan, kendime aydınlık bir dünya yarattım.’’
Ne mutluydu çocukluğun da. Sıcak sevgi dolu bir yuvası vardı. Babası marangoz olan Yusuf, gece gündüz çalışırdı. Evine çocuklarına bakmak daha iyi hayat koşullarını sağlamak için. Çocukluğundan beri başlamıştı Ali’nin babasına hayranlığı.
Evlerinin hemen altı marangoz atölyesiydi. Okul çağına daha gelmediği için, günün çoğunu babasının yanında geçiriyordu. Sokakta oynamak yerine babasına yardım etmek istiyordu.
Ali, her sabah gözlerini açar açmaz babasının yanında nefesini alırdı. Pati, pati koşaraktan. Annesinin arkasında Ali diye çırpınışlarını duymadan koşarak alt kata inerdi.
Hep içten içe büyünce bende babam gibi marangoz olacağım diye hayallere dalıp giderdi. Bazen de köşeye çekilip babasını gıptayla izlerdi.
Günlerden bir gün yine babasını izlerken,
—Baba bende senin gibi büyüyünce marangoz olacağım,
Yusuf gülümseyerek Ali’nin yüzüne baktı.
—Ama ben senin okuyup büyük adam olmanı istiyorum.
Deyip oğluna baktı.
Ali düşüncelere dalmıştı içten içe marangoz olacağım diye inatla babasının gözlerinin içine baktı.
Bir odalı evde yaşamlarını sürdüren Yusuf Bey çocuklarını okutmaya kararlıydı.
Buna bir çıkar yol düşünüyordu. Ne yapabilirim diye düşünüp duruyordu.
Eşine bir gün,
-Çocuklarımın geleceğiyle oynayamam buna bir çözüm bulmam lazım onları kimseye muhtaç etmememiz için okumaları şart.
Hafize Hanımda eşini onaylarcasına başını salladı ama derin, derin düşüncelere de dalıp gitmişti.
Yusuf ‘un aklına bir gün birden bir fikir gelmişti. Hemen eşine söyledi bu fikrini. Evin avlusu biraz büyükçeydi. Derme çatma kerestelerden küçük bir kulübe yapacaktı. Çocukların ortamına göre döşeyecekti. Böylece sessiz sakin ortamda rahatça ders çalışabileceklerdi artık.
Eşi Hafize Hanım buna çok sevindi. Eşiyle çalışmalara başladılar el ele verip birkaç gün içinde bitirdiler. İkisi de çok mutluydu bu soruna böyle çözüm buldukları için.
Çocuklar ders çalışma vakitlerinde kulübelerine gidip orada ödevlerini yapıyorlardı artık.
Ali’ de okula başlamıştı nihayet. Öğlene kadar okula gidiyor ödevlerini yapıyor, yapar yapmazda babasının yanında nefesini alıyordu.
Yıllar geçti Ali genç başarılı bir öğrenci olmuştu. Liseli yıllarına geldiğinde İdealleri değişmişti artık. Üniversite sınavlarına hazırlandığı dönemlerde beklemediği bir şey oldu hayatında. İlk önceleri çokta önemli bulmamıştı yaşadığı sağlık sorununu.
Başına geleceklerden habersiz doktora gitti. Gözlerinde bir sorun vardı. Doktor gözlerinde bir ameliyat olması gerektiğini açıkladı. Ali büyük bir olgunlukla tamam dedi. Bugüne kadar ne zorluklar atlatmıştı. Bununda üstesinden gelecekti elbette. Altı üstü bir göz ameliyatı değil miydi? Üniversite sınavlarına denk gelmesi biraz moralini bozsa da hemen olumlu tarafında bakmayı becerdi her zamanki gibi.
‘’Bu sene olmazsa gelecek sene sınavlara sıkı bir şekilde hazırlanırım’’ dedi.
Ameliyat olduktan bir süre sonra görmemeye başladı. Gözleri teklemeye başlamıştı. Gün geçtikçe daha da çok görme bozukluğu yaşamaya başladı. Ne kadar doktorlar uğraş verseler de olan oldu. Ali kısa bir süre sonra gözlerini kaybetmişti.
Karanlık bir dünya, yeni bir hayat onu bekliyordu.
Dünya başına yıkılmıştı. Bu hayata kendini alıştırması dört elle sarılması gerektiğini çok geç olmadan fark etmişti.
Dünyanın sonu değildi. Muhakkak bir şey yapmalıydı.
‘’Bu kadar zor şartlar altında okuyup buralara kadar geldim bundan sonrada pes etmek yok mücadeleye devam’’ dedi.
Karanlıktan kendine aydınlık bir pencere açmalıydı.
‘’İki yol var önümde’’
‘’Ya serseri olacağım ya da adam gibi okuyup kendi paramı kendim kazanacağım babamın oğlu olacağım’’
Kendi kendinin ışığı olmaya karar verdi.
Sıkı bir şekilde üniversite sınavlarına hazırlandı. Yaşama inat dört elle sarıldı hayata.
Gazi Üniversitesi Görme Engelliler Bölümü Öğretmenlik bölümünü kazanmıştı. Karanlık dünyasında aydınlık bir pencere açmayı başarmıştı kendine.
Ali’nin gözleri ışıl ışıldı sonucu babasına, annesine söylerken. Sıkıca sarıldı babasına, annesine.
— Savaşı ben kazandım baba bana verdiğiniz değerden, yüreğime aşıladığınız sevgiden güç aldım, kuvvet buldum çok teşekkür ederim size,
Hissediyordu annesinin babasının da mutluklarını.
Ali annesine,
—Karanlıktayım anne, belki gözlerim görmeyebilir ama ışıklı yolda yürüyüp insanlara ışık olacağım,
Anne eğilip oğlunun gözlerinden öptü,
—Kara gözlerine kurban olduğum çok sağ ol canım oğlum bize bu mutluluğu yaşattığın için seninle gurur duyuyoruz derken gözleri dolmuştu.
Anne, oğul birbirlerine sıkıca sarılmışlardı gecenin alacakaranlığında. Anne Hafize Hanım ağladığını oğlu anlamasın diye sesi titreyerekten,
—Haydi, git yat artık oğlum, dedi
Ali, annesinin ellerini koklayaraktan öpüp iyi geceler deyip yatağına uzandı. Uzun, uzun soluklu rahat bir nefes alaraktan.
Ali kendini çok şanslı görüyordu.
Sevgi dolu bir ailesi olduğu için ve bu sevgiyi yüreğine çok güzel bir şekilde işledikleri için.
İnsanları ve kendini sevdiği için kazandı bu savaşı.
Gülümseyerek uykuya daldı.
Kayıt Tarihi : 4.8.2011 17:51:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!