Işık dolsun bu göze...
Gökyüzü ağlıyorken, bereket iner düze,
Gerçek olan sığar mı, şu bir iki bir söze?
Mana alemine dal, maddeden geçerek git,
Geçerek git nefisten, ışık dolsun bu göze.
Kader kalemle yazar, değişmez kara yazı,
Yürekte eksilmiyor, bu dinmeyen ince sızı.
Gözden yaşlar akarsa, rahmet olur toprağa,
Toprağa can verir de, güldürür her bir yüzü.
Şu fâni dünyada biz, aşkın derin koyuyuz,
Kâh coşkun bir nehiriz, kâh kurumuş kuyuyuz.
Gönül kapılarını, aralarsak her seher,
Seher vakti doğan o, nurun kutsal huyuyuz.
Dağların ardı ırak, yollar çetin ve ince,
Ruhumuz sükût bulur, hakikate erince.
Yalan dünya malına, tamah etme sakın ha,
Sakın ha aldanma ki, vakit gelip geçince.
Denizin ortasında, yelkensiz bir sandalım,
Kırıldı kolumuz da, tutunacak tek dalım.
İhlas ile sarıl ki, kopmasın hiç bu bağlar,
Bağlar çiçek açınca, tatlansın gönül balım.
Zaman su gibi akıp, giderken avucundan,
Tutun bir nebze olsun, sevdanın bir ucundan.
Yedi kat gök şahittir, çekilen her bir ah'a,
Her bir ah'ta bir sır var, kurtul bu suçundan.
Hasan kelam eyledi, sükût artık tek murat,
Hakikat köprüsüdür, geçtiğin ince sırat.
Saf beyaz nur içinde, dervişane yürürken,
Yürürken menzilinde, olsun sonsuz bir beraat...
Hasan Belek
Akçay
Kayıt Tarihi : 5.3.2026 22:46:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!