Dünya bir han ise eğer, direği kadındır, baş tacıdır ana,
Onun nefesiyle can bulur her zerre, hayat ondan akar cana.
Ne erkek ne de kız, kimse var olmazdı o kutsal rahim olmasa,
Güneş bile yüzünü dönerdi yere, kadın bu yeryüzünde solmasa.
Türk’ün töresinde hakanın yanında, İslam’ın özünde cennet yolunda,
Bir ana, bir eş, bir evlat; dünyanın yükü süzülür o zarif kolunda.
Lakin ne acıdır ki nankör bir el uzanır, kırar o nazlı fidanı,
Hayvan bile yapmaz bu zulmü, utandırır gökteki her bir mizanı.
Bir ateş düştü ki Tarsus’un bağrına, Özgecan’ın feryadı dinmedi,
O masum bedene kıyan zalimin, ateşi mahşere dek sönmedi.
Oysa bir fidan gibi açacaktı o, hayalleri vardı yarınlara dair,
Şimdi her bir satırda onun için ağlar, kalemini kıran her bir şair.
Üretmenin, var olmanın temelidir kadın, o giderse dünya kurur,
Karanlık ruhlar ise sinsi pusularda, gelir en savunmasız yerden vurur.
Söz meclisten dışarı, hangi mahluk kıyar böylesine bir cana?
Lekedir bu cinayetler insanlığa, sığmaz ne dine ne de imana.
Münevver’in o gencecik hayalleri, bir valiz içinde kaldı yarım,
İnsanım diyen her yürekte bugün, dinmek bilmeyen büyük bir sızım.
Kadın ki medeniyetin aynasıdır, ona vurulan darbe geleceğe vurulur,
Bir gün elbet bu vahşetin hesabı, o adalet sarayında değil, mahşerde sorulur.
Kutsaldır kadının her bir zerresi, o bir ana, o bir yaşam pınarı,
Onu yıkanın, onu solduranın; elbet yerle bir olur o sahte çınarı.
Hangi karanlık kuyu saklar bu ahı, hangi toprak kabul eder bu kiri?
Onlar cennetin en güzel yerindeyken, bu caniler zifiri karanlığın en dibi.
İkbal ve Ayşenur, iki taze gül, kopardılar daldan hoyrat bir elle,
Savruldu o masumiyetin külleri, sanki o uğursuz, o karanlık yelle.
Surların dibinde veda ederken hayata, sarsıldı arzın o koca direği,
Dayanmaz bu acıya, sökülür yerinden bir babanın, bir dostun yüreği.
Kadın olmasaydı insanlık olmazdı, hangi cahil bunu inkâr edebilir?
Onu ezen her el, onu yıkan her dil; ancak kendi cehennemine gidebilir.
Hayvandan da aşağı o karanlık ruhlar, pusu kurmuşlar gencecik ömre,
İsyan eder her bir satır, boyun eğmez asla böyle bir zulme.
Küçücük bir çiçekti Narin evladımız, daha açmadan soldu toprağın altında,
Hangi vicdan, hangi din kabul eder bunu, hangi kitabın yazar katında?
Çocuk gelinden, kadın cinayetine; uzanan o yol aslında hep aynı yara,
İnsanlığın bittiği o ıssız yerde, katilin ruhu dönmüş zifiri bir kora.
Kadın bir anadır, merhametin yurdudur, sığındığımız o tek limandır,
Ona kıyan her el, ona susan her dil; bu vahşete ortaktır, sonu hüsrandır.
Her mısram bir feryat, her kıtam bir mühür; unutulmasın bu masum isimler,
Tarih o katilleri kara bir lekeyle, bu fidanları ise nurla resimler.
Pınar’ın o nehir gözlerinde söndü umutlar, duman oldu hayalleri göğe,
Hangi nefret, hangi kin sığar acaba, bu kadar masum, bu kadar saf bir ömre?
Bir kadın öldüğünde sadece bir can gitmez, bir nesil yetim kalır aslında,
İnsanlık onuru ayaklar altında çiğnenir, o karanlık cehaletin o nankör faslında.
Kültürümüzde "Han"dı onlar, "Hatun"du; hakanla yan yana hüküm sürerdi,
Şimdi ise her köşe başında bir pusu, hangi yiğit bu haksızlığa boyun eğerdi?
Dertleri bir bir silen o kalemim, bugün bu kanayan yaraya merhem arıyor,
Vicdanı olan her kul, bu utanç karşısında kendi ruhunu, kendini tartıyor.
Ağlıyor şimdi tüm analar yasta, gözyaşları sele döndü, durmuyor,
Zalimler ise o karanlık inlerinde, pişmanlık nedir asla sormuyor.
Oysa kadın umuttur, kadın emektir; toprağa düşen o bereketli cemredir,
Yaşatmak varken bu kutsal canları, öldürmek ancak iblisin bir emridir.
Biz ki "İnsan Kaderini Değiştirebilir mi?" diye sorduk koskoca bir romanda,
İşte bu kaderi el birliğiyle yıkmalıyız, kalmamalı bu zulüm artık bu zamanda.
Kadınlar yaşasın ki dünya dönsün, kadınlar gülsün ki insanlık onur bulsun,
Ona kıyan nankör eller kırılsın, bu sözüm tüm zalimlere son ihtar olsun.
Kayıt Tarihi : 21.1.2026 16:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!