Gökyüzü o gün sustu, İran’ın bağrında,
Bir sabah ezanıyla bölündü taze düşler.
Kalemler yere düştü, mürekkep kan ağladı,
Gülüşü yarım kaldı yüz altmış körpe canın.
Kız çocuklarıydı onlar, yarınların ışığı,
Cehalete vuran tokat, karanlığa bir fener.
Ama emperyal hırsın, o kirli silahların,
Hedefinde can verdi ilim kokan her nefes.
Bir yanda okyanus ötesi, kanlı oyunun kurucusu,
Bir yanda sinsi işgal, toprağın zehirli oku.
Birleştiler o sabah, masumun çığlığında,
Okul bahçesini bir yas yerine döndürdüler.
Öğretmenler siper oldu, göğsünde bin yıllık onur,
Tahtadaki son yazı; vatan, hürriyet ve nur.
Ders yarım kaldı sanma, ey dünyayı yıkan zalimler!
Dökülen her damla kan, direnişe bir tohumdur.
Unutmak mı? Asla.
Hangi su yıkar bu kiri, hangi tarih affeder?
Mabetler ağlarken bu vahşetin yasında,
O yüz altmış can, her şafakta yeniden doğar.
Zulmün kaleleri sarsılır elbet bir gün,
Zira mazlumun ahı, göğü delen bir ok gibidir.
Okul çantalarından taşan o sessiz feryat,
Zalimlerin uykusunu sonsuza dek bölecektir.
Yüksel Acar 4 mart 2026
Kayıt Tarihi : 4.3.2026 16:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Siyonist İsrail ve emperyalis amerika tarafından şubat 2026'da İranda adice katledilen 160 kız öğrenci ve öğretmenlerinin anısına.




TÜM YORUMLAR (1)