İNSANLAR VE İNSANIMSILAR(2)
İnsan, yalnızca biyolojik bir varlık değildir.
İnsan olmak; akla, vicdana, ahlaka, merhamete, adalete ve sorumluluğa sahip olmayı; başkasının hakkını kendi hakkı kadar önemsemeyi; gücü başkalarına hükmetmek için değil, insanlığa hizmet etmek için kullanmayı gerektirir.
Bu nedenle biyolojik olarak insan olan herkes, davranışları ve değerleri bakımından gerçek anlamda “insan” olmayabilir.
Burada “insanımsı” kavramını, öncelikle biyolojik bir tür iddiası olarak değil; insan görünümünü taşıdığı hâlde insanı insan yapan temel değerlerden uzaklaşmış varlıkları tanımlayan etik ve felsefi bir kavram olarak kullanabiliriz.
İnsanımsı; kendisini başkalarından üstün gören, bencil, egoist, kibirli, narsist; başkalarına hükmetmek, onları yönetmek, kendisine biat ve itaat ettirmek isteyen; insanların emeğini, özgürlüğünü ve yaşamını kendi çıkarları için araç hâline getiren kişidir.
İnsanımsı için insan, bir değer değil araçtır.
Emekçi onun için emek gücüdür.
Yoksul, kullanılacak bir kitle;
seçmen, iktidara ulaşmanın aracı;
din, gerektiğinde kullanılacak bir güç;
bilgi, çıkar sağlamak için bir araç;
devlet, topluma hizmet eden bir kurum değil, ele geçirilecek bir güçtür.
İnsanımsının en büyük amacı yalnızca zenginleşmek veya güçlenmek değildir.
Asıl amacı, gücü kalıcı hâle getirmektir.
Bu nedenle yalnızca sömürmez; sömürünün devamını sağlayacak düzenler kurar.
Yalnızca yönetmez; yönetilenlerin kendisine itaat etmesini ister.
Yalnızca güçlü olmak istemez; güçsüzlerin güçlenmesini engellemek ister.
Yalnızca kendisini yüceltmez; başkalarının özgür düşünmesini, sorgulamasını ve itiraz etmesini de tehdit olarak görür.
Çünkü sorgulayan insan biat etmez.
Bilen insan kolay kandırılmaz.
Düşünen insan kolay yönetilmez.
Vicdanlı insan haksızlığa ortak olmaz.
Özgür insan kulluk düzenini kabul etmez.
Bu nedenle insanımsıların en büyük korkularından biri bilinçli, bilgili, sorgulayan ve özgür insandır.
İNSAN VE İNSANI MSI ARASINDAKİ FARK
İnsan:
“Ben de herkes kadar değerliyim.” der.
İnsanımsı:
“Ben herkesten üstünüm.” der.
İnsan paylaşır.
İnsanımsı sahiplenir.
İnsan hizmet eder.
İnsanımsı hükmeder.
İnsan özgürlük ister.
İnsanımsı itaat ister.
İnsan adalet arar.
İnsanımsı ayrıcalık arar.
İnsan eleştiriden öğrenir.
İnsanımsı eleştiriyi düşmanlık sayar.
İnsan hatasını kabul eder.
İnsanımsı kendisini kusursuz görür.
İnsan başkasının hakkını gözetir.
İnsanımsı başkasının hakkını kendi çıkarının önünde engel görür.
İnsan için güç sorumluluktur.
İnsanımsı için güç ayrıcalıktır.
İnsan için bilgi aydınlanmadır.
İnsanımsı için bilgi tahakküm aracıdır.
İNSANIMSI DÜZEN
İnsanımsı yalnızca birey değildir.
Bazen bir anlayıştır.
Bazen bir örgütlenmedir.
Bazen bir yönetim biçimidir.
Bazen bir ekonomik düzenin mantığıdır.
Bazen de insanların korkularını, cehaletlerini ve yoksulluklarını kullanarak kendisini yeniden üreten bir sistemdir.
Bu nedenle insanımsı düzen;
korku, cehalet, biat, itaat, ayrımcılık, sömürü, eşitsizlik ve adaletsizlik üzerine kurulabilir.
Böyle bir düzen insanların yalnızca emeğini değil, düşüncesini de sömürmek ister.
Çünkü bedenini sömürdüğü insan bir gün özgürleşebilir.
Fakat düşüncesini ve bilincini ele geçirdiği insan, kendi zincirlerini bile savunmaya başlayabilir.
İşte en tehlikeli tahakküm budur.
ŞEYTANİLİK VE İNSANIMSI KAVRAMI
Burada “şeytan” kavramı da felsefi ve ahlaki bir sembol olarak düşünülebilir.
Şeytan;
kibir, isyan, aldatma, kötülük, insanı hakikatten uzaklaştırma ve insanı kendi nefsinin esiri hâline getirme anlayışının sembolü olarak okunabilir.
Bu açıdan insanımsı ile şeytani anlayış arasında sembolik bir bağ kurulabilir:
Şeytanî anlayış → insanı hakikatten uzaklaştırır.
İnsanımsı anlayış → insanı özgürlüğünden uzaklaştırır.
Biri insanın iç dünyasını esir almak ister.
Diğeri insanın toplumsal yaşamını.
İkisinin ortak noktası ise insanın özgür iradesini, vicdanını ve hakikat arayışını zayıflatmaktır.
Ancak bunu gerçek anlamda “şeytanla işbirliği yapan biyolojik bir insanımsı tür vardır” şeklinde bilimsel bir gerçeklik olarak değil, ahlaki ve felsefi bir çözümleme olarak görmek gerekir.
İNSANLIĞIN KURTULUŞU
İnsanlık, insanımsı tahakkümünden kurtulacaksa bunu başka bir tahakküm kurarak değil;
ilimle, bilimle, akılla, gönülle, vicdanla, ahlakla, hukukla ve adaletle başarabilir.
İlim insana anlamı aratmalı.
Bilim gerçeği araştırmalı.
Akıl sorgulamalı.
Gönül insanı hatırlatmalı.
Vicdan zulme engel olmalı.
Ahlak gücü sınırlamalı.
Hukuk herkes için eşit olmalı.
Demokrasi halkın iradesini yaşatmalı.
Ekonomi insanın hizmetinde olmalı.
Devlet halka hükmetmek için değil, halka hizmet etmek için var olmalıdır.
Çünkü gerçek uygarlık, insanın diğer insanlara hükmetme gücüyle değil; birbirine zarar vermeden birlikte yaşayabilme yeteneğiyle ölçülür.
Sonuçta mesele belki de yalnızca “insanlar ve insanımsılar” değildir.
Asıl mesele şudur:
İnsan, insanlığını koruyabilecek mi?
Çünkü insanın en büyük düşmanı her zaman dışarıda olmayabilir.
Bazen insanın içinde;
kibirde, açgözlülükte, iktidar hırsında, bencillikte, nefrette ve vicdansızlıkta yaşar.
Bu nedenle gerçek mücadele, önce insanın kendi içindeki insanımsıyı yenmesiyle başlar.
İnsanlaşmak; güçlenmek değil, gücünü sınırlayabilmektir.
İnsanlaşmak; herkese hükmetmek değil, hiç kimseyi ezmemektir.
İnsanlaşmak; daha çok sahip olmak değil, daha çok paylaşabilmektir.
İnsanlaşmak; kendisini üstün görmek değil, herkesin insanlık onurunu kabul etmektir.
Ve belki de insanlığın geleceği şu basit gerçeği anlayabilmesine bağlıdır:
«İnsan bedeniyle doğar; insanlığıyla yaşar.
İnsanlığını kaybeden ise bedenen insan kalsa bile, ahlaken insanlıktan uzaklaşır.»
İnsan olmanın ölçüsü görünüş değil; akıl, gönül, vicdan, ahlak ve adalettir.
Kemal Tekir
Halkın sesi
Kayıt Tarihi : 25.08.2026 18:06:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!