Kalabalıkların tehlikesini çözdüğüm günden bugüne az insan ile iletişimi tercih ediyorum.
İki insan yan yana gelse kötülük üretir oldu!
Az insan ihtiyaçlar kadar madde güce sahip olmak gerektiğini de zorluyor. Bu açıdan tercihimin doğruluğunu ölçebiliyorum.
'Çok' ölçü olarak da rahatsız ediyor beni.
Çoğun tümü aynı insana veya bir yere ait olamaz diye düşünüyorum.
Paylaşılmamış bolluğun kime ne faydası olabilir ki?
Gücün bir yerde toplanması insanlık tarihi boyunca tehdit dışında hiçbir şey büyütmediği gerçeği ortada iken insanlığın güç hayranlığını buna rağmen anlamakta zorlanıyorum.
Hiçbir insanın veya niyetin yaşamın sunduğu bolluğun tümünü isteme ve sahip olma hakkı olmadığını düşünüyorum.
Dünyaya eşit şartlarda geliyor isek madde güç dengesini miras bozuyor ise miras anlayışında bir sorun var demektir.
Kimi doğuştan zengin kimi doğuştan fakir şekilde eşit şartlarda yaşama kimse başlayamıyor.
Yaşamda geçici olan insanın mülkiyet sahibi olma hakkı doğal yaşam yasalarına aykırı bir durumdur.
Özel mülk sahibi olmak bir amaca dönüştüğü için yaşamı zehir eden bir üstünlük yarışına insanı sürüklemektedir.
Yaşamın tek amacı madde güç yarışı olamaz.
Taşınır ve taşınmaz mülklerin asıl sahibi yaşamın tüm paydaşları adına doğadır.
İnsan da diğer her canlı gibi yaşamın geçici misafiridir.
İnsanın us ve duyunc farkı ile donatılmış bir canlı olması doğal yaşamı koruma sorumluluğunu insana yüklediği halde insan bu konuda aşırı düzeyde kötü bir sınav vererek altında kalacağı bir kötülük üretmiştir.
Doğal yaşam insanın ve ürettiklerinin doğal yaşam dengesini bozması sebebiyle bu zulme bir son eninde sonunda verecektir.
Gelecekte yeryüzünde yeniden bir yaşam başlatabilir ise insanlık bu kötü geçmişin arkeolojik kalıntıları ile yüzleşmeye bile korkacaktır.
Oysa bizden önceki insanlık tarihinin kalıntıları bize daha büyük ilham kaynağı olduğu aşikar bir durumdur.
Kadim otağ kültürünün göçebe geçmişi hala doğaya hiçbir zaman zarar vermeyen bir kültür olması gerçeği geleceği yeniden devrimle imar etmesi gereken ahlakın da bu kadim kültür olduğunu bağıra bağıra yaşama davet etmektedir.
İnsan kendi eseri acı sonu yaşıyor.
Kızılderili atamın beyaz insan bir gün paranın yenmeyecek bir şey olduğu ile yüzleşmek zorunda kaldığı gün bindiği dalı kestiğini anlayacak ön görüsü gerçeğe dönüşüyor.
Son ağaç, son ırmak, son balık düştü düşecek!
Nasibini hırstan yana bir tercihte kullanan bir insanın manadan uzak madde peşinde bir perişanlık dışında başka bir durum yaşaması mümkün değildir.
Bir gün bu satırlar okunur ise bugün ki insanın iki yüzlü haline Anadolu da bir Türk tarafından yapılan kötülük konusunda uyarılmış olmasına rağmen kötülükten bilinçli bir şekilde vazgeçilmediği anlaşılacaktır.
Gökyüzünden arılar yerine dron uçuran bir anlayışını benimseyen kötülüğe bu dünyanın huzur yaşatması mümkün değildir.
▪️Önder Karaçay ▪️
Önder KaraçayKayıt Tarihi : 28.12.2025 22:38:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!