İnsan sadece mezara gömülmez; hatıraların derinliklerinde, yüreğinin karanlık köşelerinde ve geçmişin iz bırakan sayfalarında da gömülür. Zamanın acımasız akışı, anılarımızı yavaşça soldururken, her bir hüzünlü anı, ruhumuzun bir parçasını daha toprağa karıştırır. Sevdiklerimizin sesleri, hayatımızın arka fonunda yankılanır ve gözlerimizi kapattığımızda, o eski günlerin neşesiyle karışık keder, kalbimizde bir yerlerde ağır ağır hissedilir.
Her insan, içinde küçük bir mezarlık taşır; orada gömülü olanlar, unutulmaz izler bırakmış olanlardır. Unutulmuş hayaller, gerçekleşmemiş umutlar ve yarım kalmış sevgiler, bu mezarlıkta huzur bulmayı bekler. Her yeni gün, bir öncekinin yasını tutarken, hayatın ağırlığı biraz daha derine gömer bizi. Gözyaşlarımız toprağı sularken, Allah’a sığınıp teselli buluruz. Çünkü biliyoruz ki, bu dünyada hiçbir şey sonsuza dek kaybolmaz, yalnızca yer değiştirir; kalbimizin en derinlerinde saklı kalarak yaşamaya devam eder.
Bu hüzünlü düşüncelerle dolu anlarda, Allah’a sığınıp huzur bulmayı dileriz. Yaşadıklarımızın ve hissettiklerimizin anlamını kavramaya çalışırken, dualarımızla teselli ararız. Çünkü bilmekteyiz ki, her bir gömülü anı, bizi daha güçlü kılacak bir hikaye bırakır ardında. Allah, bu zorlu yolda bize sabır ve güç versin.
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta