bitti o müthiş inşaat leylâ, iskeleler devrildi
yıkıldı gök kubbe, döküldü sıvalar, pas tuttu demir
biz seninle yanlış bir mühendislik harikasıymışız meğer
temeli olmayan bir gökdelenin terasında
zemheri ayazına "bahar" diyen iki şuursuz mülteci
tek bir "olmadı" kelimesiyle çöktü o koca şehir
şimdi enkazın altından sağ çıkan, yalnız benim o serseri ümidimdir.
hani o mahut köşeden dönerken, omuz üstünden baktın ya
iki defa döndün... iki defa saplandı o bakışlar
ben safkan bir budala gibi "vuslat" sandım o parıltıyı
nereden bileyim namlunun ucundaki soğukluğu
meğer o iki bakış; bir vaat değil, bir infazmış leylâ
idam sehpasına yürüyen mahkûma
celladın merhametinden değil, vazifesinden bakmasıymış
o an dünya dönmedi, o an tetik düştü
o iki bakışla, bizim hiç yazılmayacak hikâyemizin boynu vuruldu.
ve o üç gamze...
hani benim iltica ettiğim o kuytu limanlar, o yasak bölgeler
şimdi anlıyorum ki onlar, gülüş değilmiş
söylenmemiş sözlerin, tutulmamış yeminlerin gömüldüğü
üç faili meçhul makbermiş
üzerine "biz" yazmaya çalıştığımız ama beceremediğimiz
içine "hiçliği" doldurduğumuz üç mühürlü kuyu
ben o kuyularda yusuf olup mısır'a sultan olmayı beklerken
ipi kesilmiş, dibi delik bir kova gibi çakıldım leylâ.
artık o bulvarda bir ayet vakarında yürümene lüzum yok
telsizler sustu, barikatlar kuruldu, şehir düştü
benim içimde senin için kurduğum o "başkent"
bu gece itibarıyla işgal edilmiş metruk bir arazidir
sokaklarında kimsenin gezmediği, devriyelerin bile uğramadığı
lambalarının bir daha asla yanmayacağı, lanetli bir şehir...
kapat o kitabı ey gönlümün en zarif felaketi
mürekkep kana bulaştı, kâğıt yandı, kül oldu şiir
biz seninle aynı alfabenin birbirine düşman iki harfiymişiz
ne kadar zorlasak da ahengi, yan yana gelip bir "mana" edemedik
senin "gitmelerin" bir kaçış değil, buz gibi bir hakikatmiş
benim "beklemelerim" ise ibadet değil, beyhude bir cinnetmiş.
şimdi git...
ama giderken sakın omuzunun üzerinden bir daha bakma.
zira bu kez arkanda seni bekleyen bir "âşık" değil,
kendi enkazının başında nöbet tutan, dili lâl olmuş bir şair bıraktın.
bu veda değil, bu bir zevaldir.
ve bil ki leylâ;
sen o kapıdan çıkıp giderken yarım kalmış bir aşkı değil,
yaşanması mümkünken kasten öldürülmüş, o muazzam ihtimali bıraktın.
Kayıt Tarihi : 29.1.2026 02:46:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!