Çok yazınca yükümün hafifleyeceğine inanırdım baba. her şeyin bertaraf edildiği bir yön, her ağrının muhatabı bir kapı olmalıydı. uzun yaşamak isteğimdendi hepsi. ardından az yazmayı istedim. öyle de oldu. az yazınca da fazla yaşayacağımı sanmıştım. Nedir işte, az görmek ömre çok ses katmıyormuş. yanılmışım baba. ama seninde yanıldığın konular vardı babacığım.
sen bana hep derdin ki ''erkek adam ağlamaz diye düşünüp ağlamaktan alıkoyma kendini. ağla ki rahatlayasın oğul'' derdin. ama bu acı öyle bikaç yazı yada birkaç göz yaşıyla geçip gidecek bir acı değil ki baba. bilsemki yazınca geçecek parmaklarım çürüyene kadar yazardım ve bilsem ki ağlayınca geçecek, inanki yüzümde kuru yer komazdım baba.
Çocukluk, o derin ırmak çağrısı
O masal dağında ünleyen gazal
Güz ve hasret yüklü akşam bulutu
Güz ve güneş yüklü saman kağnısı
Babamdan duyduğum o mahzun gazel
Ahengiyle dalgalandığım harman
Devamını Oku
O masal dağında ünleyen gazal
Güz ve hasret yüklü akşam bulutu
Güz ve güneş yüklü saman kağnısı
Babamdan duyduğum o mahzun gazel
Ahengiyle dalgalandığım harman




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta