Kendisi titrerken şol karakışta,
Yavrusu için çırpınır fedakar Anne.
Yeniden aşık olur ona her bakışta,
Sevdası hiç bitmez, sevdakar Anne.
Ana kucağı rahattır kuş tüyü yastıktan,
Nasıl yazarım yare aşkımız bitti diye,
Yar söz anlasada gönül anlamaz!
Ya yıkarsam gönlü güllü bir kelam ile,
Yar söz anlasada gönül anlamaz!
Aşktaki çile tadını şeker şerbet veremez,
Seni işe uğurladık bu sabah erken,
Sanki bir başka sarıldın bana, bugün giderken,
Acı haberin geldi, biz seni beklerken,
İnşallah şehitsin, öyle yürü Allah'a,
Bizden selam götür Resulullah'a.
Derlerki yalanın kırk kuyruğu varmış,
Her seferinde kuyruğunu başka deliğe tıkarmış,
Ve yalan yılana dönüşür, acımadan ısırır sokarmış,
Aslında yalan yılandan daha tehlikeli, daha arsızmış..
Yalanın çeşitleri varmış, beyazı, kuyruklusu, masumu,
Akrebin akrebe etmediğini akaraba akrabaya edermiş,
Isırır, sokar, ölümcül sekiz boğum zehir dökermiş,
Ciğerini deşer, kalbini parçalar, yüreğini sökermiş,
Sakın ‘kardeşim var’ deme, inan hepsi yalan Billahi,
Kardeş kardeş olsaydı olurmuydu Kabil Habilin katili?
Yıllar geçse de sönmüyor yürekte yangın,
Gönül hala o eski vefasıza yangın,
Bir yanımda umut var, bir yanım yılgın,
Sol yanıma batar ince bir sızı.
Daha ne kadar sürecek bu iç çekmeler,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!