Ah, kimselerin vakti yok
Durup ince şeyleri anlamaya
Kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar
Evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya
Yitenler olduğu görülüyor bir türküyü açtılar mı
Bakıp kapatıyorlar
Suphi bir acaip adam
Suphi benim canım ciğerim
Kimse bilmez nereli olduğunu
Susar akşam oldumu
Bir cebinde das kapital
Bir cebinde kenevir tohumu
Devamını Oku
Suphi benim canım ciğerim
Kimse bilmez nereli olduğunu
Susar akşam oldumu
Bir cebinde das kapital
Bir cebinde kenevir tohumu




'öğretmencikler' imlemesinin demek istediği şeyleri düşündüm...küçümsemeyi mi,yoksa acımayı mı yüklenmiş sözcük,bilemem...aslında bilmem de gerekmiyor tabii...öğretmenin 'cik' olması bu zamana raslıyor çünkü...benim zamanımın öğretmenleri asla 'cik' falan değildi çünkü...gözünü,gönlünü,yüreğini öğrencileri ve ülkesinin çıkarları için açmış çalışanlarıydı onlar...
ne oldu da değiştiler!..
geçen gün, emekli olduğum ilkokulun bir sınıfına, bir derslik zaman için gittik emekli bir arkadaşımla birlikte...sınıf toz içindeydi,kapısı kapanmıyordu,askılığı yerde yatıyordu...müdür yardımcısına açtık bu konuları...aldığımız yanıt şöyleydi:
'milli eğitim ödenek gönderecek,onu bekliyoruz..sadece o sınıfın değil,daha bir kaç sınıfın kapısı aynı durumda..'.
peki dedik,ne zamandır kapanmaz bu kapılar?
aldığımız yanıt içler acısıydı...
'ilköğretim yılının başından beri' dedi, müdür yardımcısı...
ağlamak yerine güldüm ve dedim ki,ben olsam hepsini kırardım o kapıların,belki o zaman ödenek gelirdi...
kıpkırmızı oldu yardımcının yüzü...
evet ince işlerdi bunlar...eğitime ve öğretmene verilen değerin nemenem berbat olduğunu gösteriyordu bu durum...
ve öğretmenler!..resmen 'cik' olmuşlardı bana kalırsa...
ve birçoğunun başında türban!..
işte böyle!..nereye gidiyor Türkiyem!..
hayatla insan,insanla toplum,toplumla zaman arasındaki çelişkileri dile getiren şiirler yazmıştır Gülten Akın...içi yol ve ışık dolu...
evet ben de öpüyorum ellerinden bu büyük Türk şairinin...
herkese saygılar...
DİL ALTI
O öncede durdu, dilin altında
tadı usul, küçük, ömre taşınarak
bir yılan gömleği bir simge
belki bir isim
bir im taşımazsa görmez, yokolur
ben için değildi, ben içindeydi
susabilsem bir kendimi
söyleşmeyebilsem
sonsuza dek orda kalır
ölsem aklımla, farkında her şeyin farkında
o bende kendini bilir
olunca aşk, yürümek, kâr zarar
akşam tartı
çekilir
yanız karanlık olur aşk olur
GÜLTEN AKIN
Şair''ine selamlarla...
Şiirde Gülten AKIN farkı!
“Şiir, bir sis çanı gibi uyarıcı olmalı” diyen bir şairdir Akın.
“Hayatımızdaki İnce Şeylere Dair” adlı kitabıyla ilgili bir söyleşide – ki bu kitabı gençlere hep önermişimdir - Ahmet İNAM söze yukarıdaki şiirin ilk dizeleriyle başlıyordu. Her ikisi de inceliklerin değerinin farkındaydı çünkü. Bu inceliklerin giderek yitirildiği çağımızı sorguluyor ve bizi uyararak günümüze tanıklık ediyorlar, ettiriyorlardı.
Sis çanının çancılarıydı onlar...
Unutulmaz bir şiir ve çok kıymetli şair seçilmiş bugün.
Tebrik ve teşekkürlerimle…
ALAR HO
Haddeden geçirip altını
İpek teline sararlar
Kalptan olur
Altın yaldızı vururlar
Ak gümüş üstüne ince elleri
Barışta ağıtlar gibi yumuşak
Çağ gelir kavga kurulur
Silahı sim kemerinde
Al kanat küheylan olur
Demen beylere beylere
Alar ho
Romalı Dakyustan bu yana
Kaç hayın kaç zalım görmüştür
Kaç kıya kaç yıkım görmüştür
Çekilir sabır mağarasına
Yedi uyurlardan olur
Demen beylere beylere
Alar ho
Zorla hele hile ile
Toprağına girildiğinde
Satıldığında gavura
Yöneticileri
Verir savaşını kahraman olur
Demen beylere beylere
Alar ho
GÜLTEN AKIN
Ah, kimselerin vakti yok
Durup ince şeyleri anlamaya
Haklısın hocanım
çok meraklıyız
yağlamaya
ballamaya
sallamaya.
hiç vaktimiz yok
durup ince şeyleri anlamaya.
Pek meraklı insancıklarız
zehiri ballamaya
bir gram akıl yeter aslında
olan biteni anlamaya.
akıl fikir insaf iz'an
lazım değil sallamaya.
doğrudan anlatsan da
kimseciklerin vakti de yok
akti de
dinlemeye anlamaya
dolaylı anlatsan da fark etmiyor
hocanım,kim kime dumduma.
karabasanlar doldu yurduma.
Ellerinizden öperim hocanım.Sağolun varolun.
Şiir; açan tomurcukların özü. Çizilenler çocuklarımız ve kadınlarımız. Hayat para hayat kavga.! Hayatın kutsallığında aranan İLKYAZ çiçekleri var. o çiçekleri dai
ma karanlıktan aydınlığa çıkarırlar. Maddi ve manevi değerleri bir bütündür. Sonu gelmeyen güzel şiirlerin ustası, edebi bir zevki paylaştığım için mutluyum. Beğenerek okudum. Amlam içeriği çok çok derin şiir.+10 + Antolojim. Saygılarımla.
Bu şiirinin ve tüm şiirlerinin önünde ihtiramla eğilinecek engin ruhlu bir kadın, bir ana , bir abla, bir kız kardeş...
Size olan, sevgim size layık olacak kadar ''ince şeyler' içeriyor mu ..bilemiyorum...
Babanız ve Anneniz size Gül-Ten demişler..Teninizin gül kokusu ruhununuza yansımış diyorum,Efendim..Ruhunuza; yani, şiirlerinize...
Öğretmencikler kutsallarımızı bizlere göstermemek ve sırf dünyevi çizgilerle bizleri oyalamak, boyalamak isteseler de,göz yummakla gece olmayacağı, ve güneşin balçıkla sıvanamayacağ gerçeği bütün parlaklığıyla göz bantlarını delerek ehl-i basirete ve müştak ruhlara kendini müşahede ettiriyor!
Maneviyata ait bilgilerin ilgilenenlere yasak olduğu bir zamanda Kastamonu vilayetinde mecburi ikamete tabi tutulan Bediüzzaman'a oradaki bir kısım liseli gençler durumu şekva ederler ve derler ki;' Efendim, muallimlerimiz bizlere Allah'tan hiç bahsetmiyorlar! Bizler bu şartlar altında imanımızı nasıl kurtaracağız? derler. Üstad Bediüzzaman hazretleri talbelere şöyle der; 'Sizin okuduğunuz bütün ilimler ve bilimler mütemadiyen Alah(cc)tan bahsediyorlar, siz lakayt ve ya münkir muallimleri değil, o kitaplarınızdaki ilimleri dinleyin!'
Ne yazı ki, bu gün de böyle bedbaht öğretmencikler mevcut!
Bizim hakikate talip bütün talebelere tavsiyemiz, öğretmencikleri bıraksınlar ve gerçekleri, ilimin ve bilimin lisan-ı mahsusalarından taallüm etsinler!
Herkese ve Şaireye hayırlı çalışmalar dilerim.
Nedir o ince şeyler? Neler anlatmış şaire? Haydi, bir anlatın hele!
Öyle üstünden kayıp geçmeyin şiirin! Öyle teğet, onca şeye... İçine dalın, dairenin! Tam merkezine bakın! Bakın, ne var orada! Neler neler var!
Kimdir o, 'Memelerinde biraz irin, biraz balık ve biraz gözyaşı...' olan? Karılarını tırnak kesmeye yollanlar kim? Ne 'demeye'?
İlk kez girilen ırmak, hangi ırmak?
'Yaz çiçekleri' ne zaman açarlarmış?
Neymiş 'kararan tomurcuklar?'
Ne zaman ıslıklara yanıt verirmişiz?
Haydi kızlar (erkekler) şiire!..
Gün içinde yazılı sınav var.
Şimdi kim tahtaya kalkmak ister?
:)
vakit yok derken ansız bir kaçışın derlenmiş kıvranışında kanadı kanatlarımız....
saygılar...
Bu şiir ile ilgili 52 tane yorum bulunmakta