Siyasette,söz eylem uyuşmazlığı, ilkesiz siyaset
Türkiye siyasetinde söz–eylem uyuşmazlığı, artık yalnızca siyasetçilerin kişisel tutarsızlığı değil, siyaset kültürünün yapısal bir sorunu hâline gelmiştir.
Siyasetçi kürsüye çıktığında başka, iktidar gücünü eline aldığında başka konuşuyorsa; seçimden önce verilen sözlerle seçimden sonra yapılanlar birbirini tutmuyorsa, ortada ciddi bir güven ve temsil sorunu var demektir.
Herkes biliyor geminin su aldığını,
zarların hileli olduğunu,
yöneticilerin gerçeği bütün açıklığıyla söylemediğini.
Ama geminin kaptanı,
“Merak etmeyin, gemi gayet iyi gidiyor” diyorsa;
sorun yalnızca geminin su alması değildir.
Asıl sorun, su alan geminin neden su aldığının halka anlatılmaması ve deliğin kapatılmamasıdır.
Söz başka, eylem başka
Demokrasiden söz edilir, fakat demokratik denetim mekanizmaları zayıflatılır.
Adaletten söz edilir, fakat hukuk karşısında eşitlik duygusu zedelenir.
Liyakattan söz edilir, fakat makamların dağıtımında ehliyet yerine sadakat öne çıkarsa liyakat yalnızca bir slogana dönüşür.
Ekonomik bağımsızlıktan söz edilir, fakat üretim yerine borçlanma ve tüketim teşvik edilirse söylem ile gerçeklik arasındaki uçurum büyür.
Milletin refahından söz edilir, fakat gelir dağılımındaki adaletsizlik derinleşirse halk söze değil, sofrasındaki ekmeğe bakar.
İşte siyasette güven tam burada kaybolur.
Çünkü vatandaşın hafızası vardır.
Bugün söylenenle dün söylenen arasındaki farkı görür.
Verilen sözle yapılan arasındaki farkı görür.
Seçim meydanındaki vaatle seçim sonrasındaki uygulamayı karşılaştırır.
“-mış gibi demokrasi”
En tehlikelisi de budur:
Demokratikmiş gibi yapmak,
şeffafmış gibi yapmak,
hesap veriyormuş gibi yapmak,
halkçıymış gibi yapmak,
adalet sağlıyormuş gibi yapmak.
Buna “-mış gibi demokrasi” diyebiliriz.
Sandık vardır ama sandık tek başına demokrasi değildir.
Demokrasi;
seçimden seçime halkın oyunu almak değil,
seçimden seçime halkın karşısına hesap vermektir.
Demokrasi;
çoğunluğun istediğini sınırsızca yapması değil,
çoğunluğun da hukukla, anayasal kurallarla ve bağımsız denetimle sınırlandırılmasıdır.
Demokrasi;
muhalefetin susturulması değil,
muhalefetin iktidarı denetleyebilmesidir.
Siyasetin temel ölçüsü
Bir siyasetçinin sözlerini değil, eylemlerini ölçmek gerekir.
Ne söyledi?
Ne yaptı?
Ne söz verdi?
Ne kadarını gerçekleştirdi?
Hangi sorunları çözdü?
Hangilerini erteledi?
Kimden hesap istedi?
Kendisi hesap vermeye hazır mı?
İşte gerçek siyaset ölçüsü budur.
Çünkü söz ucuzdur, eylem pahalıdır.
Herkes adaletten yana olduğunu söyleyebilir.
Herkes halktan yana olduğunu söyleyebilir.
Herkes yolsuzlukla mücadele edeceğini söyleyebilir.
Herkes demokrasiyi savunduğunu söyleyebilir.
Fakat gerçek karakter, iktidar gücü eline geçtiğinde ortaya çıkar.
Halk artık algı değil, gerçek istiyor
Halkın sorunlarını çözmek yerine sorunları yönetmek,
krizi çözmek yerine krizin algısını yönetmek,
ekonomiyi düzeltmek yerine rakamlarla oynamak,
işsizliği azaltmak yerine istatistikleri tartışmak,
adaleti tesis etmek yerine adalet söylemini tekrarlamak...
Bunların hiçbiri kalıcı çözüm değildir.
Bir ülke propaganda ile değil, gerçeklerle yönetilir.
Ekonomi sloganla düzelmez.
Hukuk nutukla üstün hâle gelmez.
Eğitim hamasetle çağdaşlaşmaz.
Yoksulluk algı operasyonuyla ortadan kalkmaz.
Demokrasi tabelayla kurulmaz.
Çözüm: Sözün eyleme dönüşmesi
Türkiye'nin ihtiyacı yeni sloganlardan çok, yeni bir siyaset ahlakıdır.
Siyasetçi söylediğinin arkasında durmalıdır.
Verdiği sözün hesabını vermelidir.
Yanlış yaptığında “yanlış yaptım” diyebilmelidir.
Başarısız olduğunda sorumluluk üstlenebilmelidir.
Kamu gücünü kişisel, partisel veya çevresel çıkar için değil, milletin ortak yararı için kullanmalıdır.
Ve en önemlisi:
Siyaset, halkı kandırma sanatı olmaktan çıkarılıp halkın sorunlarını çözme sanatına dönüştürülmelidir.
Çünkü devlet yönetiminde esas olan;
algı değil gerçek,
slogan değil icraat,
sadakat değil liyakat,
ayrıştırma değil birlik,
kişisel çıkar değil kamu yararı,
itaat değil hukuk,
koltuk değil hizmettir.
Türkiye'nin ihtiyacı “mış gibi siyaset” değil, sözü ile eylemi örtüşen; ilkeli, tutarlı, hesap verebilir ve halkın iradesine gerçekten bağlı bir siyaset anlayışıdır.
Söz namustur.
Siyasette verilen söz ise milletin emanetidir.
Emanete ihanet edilirse, sandıkta verilen oy yalnızca bir iktidar yetkisi değil, aynı zamanda hesap sorma hakkıdır.
Kemal Tekir
Halkın sesi
Kayıt Tarihi : 20.08.2026 14:18:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!