Gülüşün sahtesi olur,
Sözün yalanı gibi.
Ama mutluluk öz olur,
Senin o gönlün gibi.
Bir tebessüm değil ki bu,
Şimdi, tam şu an, kulağımda o tiz ses yankılanır,
Bir çocuk ağlar içimde, can evimden sızılar.
Hani derler ya, "iç ses", bu öyle değil, bir çığlık,
Kulaklarımı tıkasam nafile, bu derin bir ıslık.
Koşuyorum, evde odadan odaya, neye yarar bu telaş?
Yürüyor, bir akşamın dinginliğinde, usulca,
Her hareketi bir zarafet tablosu, göze sessizce değen.
Ne günün kör eden ateşi, ne de gecenin mutlak karası,
İkisinin de en saf halini yansıtan bir denge, içten.
Saçları, kuzgunun kanatları gibi, hafifçe dalgalı,
Annem… Senin adın geçince, içimde bir esinti başlar,
Hani temmuz ortası, serin bir rüzgar gibi.
Sen ilk uyandığım sabah, gözümü açtığım an,
Her zaman arkamdaki güç, yanımda duran.
Kimi zaman fısıltım, kimi zaman dağ gibi dayanağım.
Hani kızıla çalan o ayrılık vaktiydi,
Zaman senden kopunca, bir mühür gibi dindi.
Gecenin karnı yarık, tam orta yerindeyim
Gümüşsel aydınlığın kör ettiği biriyim.
Her insan bir fidan, kendi güneşini ister,
Toprakta kök salar, yalnız büyümek ister.
Çok yakın durursak, birbirimizin gölgesi,
Kaparız ışığı, solar ruhun nefesi.
Ne bir nefes kadar yapışık, ne de bir yabancı,
İsyan
Demir çarıklar giydim, yürüyorum yollarında,
Sırtımda cübbesi paslı adaletin,
Gözümde fersiz ışıklar, yılgınlığın izi,
Ama içimde bir volkan, adı isyan.
Bir yara açıldı, dudaklarında bir çatlak
Ne içeri alıyor ne de dışarı atıyor beni.
Bir kapı eşiğinde, kırık bir eşikte
Ne dünüm var ne yarınım.
Sessizlik bir bıçak gibi sızıyor içeriye,
Kork bu çağın insanından,
Vicdanını söküp atmış kalbinden,
Siyah bir nehir gibi akıyor şimdi kan,
Kinle dolmuş her bir an.
Acının çığlıkları duyulmaz olmuş,
Her yeni gün bir cinayete gebedir.
Müjde yoldaşlarım, dilsiz sırdaşlarım,
Gördünüz mü, sevdiğim haber gönderdi?
Bir nefeste dirildi solmuş her yanım,
Sanki çöl ortasına rahmet serdi.
Sessizliğiniz şahit, gözünüz candan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!