Sustu o gür seda, o keskin lisan,
Tarihin kalbinde bir sızı kaldı.
Kütüphane sessiz, mahzun her insan,
Arzın hafızası yarım kaldı
Mekteb-i Mülkiye’den geçti bir rüzgâr,
Arşiv tozlarında ömür çürüttü.
Cahile set çekti, ilme oldu yar,
Zamanın ruhunu bize yürüttü.
Viyana’dan Şam’a, Moskova’dan Sel’e,
Hülasa her yerin izini sürdü.
Muasır medeniyet denen o sele,
Maziyle muazzam bir köprü kurdu.
O meşhur nüktesi, o vakur hali,
Gözlüğün ardında bin yıllık keder.
Gelmedi cihana onun emsali,
İlber’siz tarih artık çok daha heder.
Sanki bir imparatorluk defnedildi,
Lisanlar yetimdir, kitaplar öksüz.
Nice sırlar onunla sırra erildi,
Gündüzler karardı, kaldık biz yönsüz.
Güle güle Hoca, yolun nur olsun,
Sultanlar, beyler seni bekler orada.
Bize miras kalan bu büyük yolsun,
Adın yankılansın her bir kıtada.
Kayıt Tarihi : 25.03.2026 19:46:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!