İki yaşım Şiiri - Hüseyin Gül 2

Hüseyin Gül 2
34

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

İki yaşım

17 yaşındaki BEN ile 65 yaşında BEN
Bir Parkta denk geldik.
Gençliğimin ve olgun yaşımın sohbeti başladı

Geniş bir park. Lale bahçeleri , kırengârenk açmış. Kuş sesleri fonda. Ortada bir bank

Bir yanında 17 yaşındaki, diğer yanında 65 yaşındaki ben oturuyoruz
birbirine biraz şaşkın, biraz da gülümseyerek bakıyor.

17 Yaşındaki ben (heyecanla etrafa bakar):
— Ne garip… Bu bankta oturuyorum ama sanki önümde bir ayna var.
Ama aynadaki ben yaşlanmış, saçlarına aklar düşmüş.
Sen… ben misin?

65 Yaşındaki Ben (hafifçe başını sallar, gülümser):
— Ben, senin ilerlemiş hâlinim. Yılların içinden geldim.
Bugün baktığın gökyüzüne ben de hâlâ bakıyorum,
ama daha çok hatıralarla dolu gözlerle.

17 Yaşındaki ben (coşkuyla):
— O zaman bana anlat!
Sevdayı buldun mu?
Hayallerime kavuştum mu?
Dünyayı gördüm mü?

-65 Yaşındaki ben (derin bir nefes alır):
— Sevdayı buldum, ama anladım ki sevda bir kişiden ibaret değil,
insanın kalbine dokunan her şeyde var.
Dünyayı gördüm, ama en büyük keşif kendimi görmekti.
Hayallerin… hepsi olmadı.
Ama gerçekleşmeyenler bile bana yön verdi.
***
17 Yaşındaki ben (bir an duraklar, sesinde hüzün):
— Peki pişmanlıklar?
Var mı onlardan?
65 Yaşındaki ben (gözlerini uzaklara diker):
— Elbette var…
Ama pişmanlıkların içinde gizli dersler de var.
Yara gibi görünür, ama seni olgunlaştırır.
Şunu unutma: en büyük pişmanlık,
denememek olurdu.
***
17 Yaşındaki ben (hızla sorar):
— O hâlde koşmalı mıyım?
Hemen sevmeli, hemen denemeli, hemen yaşamalı mıyım?

65 Yaşındaki ben (elini gencin omzuna koyar, sakince):
— Koş evlat,
ama arada durmayı da öğren.
Çünkü bazı güzellikler
ancak ağır adımlarla fark edilir.

***
17 yaşım (gözlerinde kıvılcımlar):
— İçimde ateş var!
Dünyayı dolaşmak, sevmek, sevilmek,
adımı bir yerlere yazmak istiyorum.
Bana söyle; gelecek nereye götürecek beni?

65 yaşım (gülümseyerek):
— Ateşin güzel evlat, ama unutma: ateş hem ısıtır, hem yakar.
Dünyayı gezmek güzeldir,
ama en uzun yolculuk kalbine yaptığındır.
***
17 yaşım (sabırsızca):
— Ama zaman çok dar!
Koşmazsam, kaybolurum sanıyorum.
Sevda da var içimde, korku da…

65 yaşım (sakinlikle):
— Koşacaksın, düşeceksin,
belki kalbini yaralayacaksın…
Ama bir gün anlayacaksın ki,
kaybolmak da yolun bir parçasıymış.
****
17 yaşım (kaşlarını çatar):
— Peki ya rüyalarım?
Onlar gerçek olacak mı?

65 yaşım (derin bir nefes alır):
— Hepsi değil.
Ama gerçekleşmeyenler bile
sana yön veren yıldızlar olacak.
Ve şunu bil:
Her hayal, seni büyüten bir öğretmendir.
***
17 yaşım (biraz susarak):
— Yani kaybetmekten korkmamalı mıyım?

65 yaşım (elini genç olanın omzuna koyar):
— Kork, evlat.
Çünkü korku insanı diri tutar.
Ama korkunun eline teslim olma.
Sen yürümeye devam et;
çünkü sonunda ben oldum.
***
17 yaşım sorar:
“Hayallerim uçsuz bucaksız, nereye varır yolum?”
65 yaşım gülümser:
“Her yol sana seni getirir, sabırlı ol oğlum.”
***
17 yaşım haykırır:
“Sevdayı tanımak istiyorum, rüzgârı yakalamak,
Geceleri yıldızlarla konuşmak!”

65 yaşım fısıldar:
“Sevda gelir, geçer, ama kalır geriye
Sözlerin, bakışların, kalbinin izi.
Yıldızları yakalayamazsın,
Ama onları hatırlatan gözlere rastlarsın.”

***
17 yaşım (gözleri nemlenir, umutla bakar):

Demek ki bir gün ben de sen olacağım...
Ve gülümseyebileceğim böyle, değil mi?

-65 yaşım (gülümser, gözleri parıldar): İşte en güzel cevabı sen buldun.

Hüseyin Gül

Fotoğraf düzenleme için Mehmet Aydınalp a teşekkürler

Hüseyin Gül 2
Kayıt Tarihi : 6.09.2026 01:52:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!