İhtiyar bir Söyleşi

Tcpassenger İerdoğan
16

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

İhtiyar bir Söyleşi

Ben usanmam yalnızlığın deminden
Kendimle başbaşa söyleşir dururum
Bir sela okundu deminden
Kabrimi deşer devşirir dururum.
Pür d i k k a t kesil Aklım!!!

"Konu muyum konuk mu hayatta"
.......... o ..........

Kabirler dolusu azabı içinde
Gizli bir ruhu var
Ürkünç bu sokaklar artık ve
Uğultusu hiç kesilmez
Büyümüş şehirlerim
Herkese bilet kesilir olmuş
Dakikasında
Frangmanı yıllardır değişmez
Anne replikleri der ama güvenme
Gençlik mi delikanlılık mı
Ben bilirim edasıyla
Bilmediğim elveda şekli kalmamış
Dünler ziyanda, aldanmışım
Çünkü
Bilmediğim merhaba şekli kalmamış
Yarınlar firarda, kandırılmışım
.......... o ..........

Ezinç bakışların
Burunlarında ölmeyi unutmuş bir zirve
Adı gençlikmiş bu neslin
Ben de bunu beğenmiyorum
Kibir giyimli modadan
Zorba teşhirci çaputlardan
Şimdi şimdi anlıyorum
Ve artık
Eskiciyle mandal tokuşu
Yapmıyorum.
Sümer pazen kolalı gömleğimi
bulamıyorum.
.......... o ..........

Yaşlanmış bu hayata
Yaslanmış gel gitler
Geçti dost kervanı biliyorum ama
Biri adımla seslenecek diye de
Çok korkuyorum
Çiseliyor durmadan
Fısıltılar yükseliyor yükseliyor
Gözler mavi ve yeşil
Güneşi söndürdü
O gülüşü ki kader diyelim
İkinci baharın diğer adı sessizlik
Burda yağmurlar olması kesin
Nedenini bilmediğim
Gözlerim ağlamaya dönük
Dağların kara bozgunu gibi
Anlık
Ve ovaların kürtünü sürdüğü yerler gibi
Sığ duruyorum
Biriktiriyorum
Boşluklarımı
Yaşlılığa güven
Yanlışlara diş bileyerek
Savunduğum techizatımı
İstifleyip sırtıma
Yük ediyorum gittiğim her yerde
Yarını olmayan süprizler
Hazırlıyorum kendime ve
Buzlarımı eritmiyorum artık
Tek kişilik masamda
Küçük kadehlerle
Fondipliyorum geldikçe
Dua kuşları uçuruyorum göğe
Oksijen pompalıyor
Burda olup bitenden habersiz
Belliki uzak ama şükür ki
Gerçek bir orman var
Bana nefes aldıracak diyorum
Şükrediyorum.
.......... o ..........

Fütursuzca tüketmeyi bilmek istemedim
Hiçbir zaman
Tükenmek yerine, zihnimi üretiyorum
Ne arsa tahvilleri aldım
Ne de hissesenetleri
Klonlama gibi boş hayaller yerine
Ben kurutulan ne varsa
Kışlık gibi,
Baharında koparıldım dalımdan
Sonraya saklananlar rafında
Yerimi almışım
Hâlâ tazeyim?
.......... o ..........

Asvalta kazınmış lastik kokusu içinde
Kaldırımların altında günden uzak
Açmaya çabalayan çimenler üstündeyim
Plastik ve somurtkan
Beton parçacıkları
Gerçekten uzak aynalı camları ile
zirvede yıldızlara dokunuyor
Bense güneşe hasret sarı çimenlere
Dokunuyorum
Bir hırsla içe çekilen izmaritlerin
Arasında
Kâh bitmiş
Kâh bir ucu yanık bir ucu ıslak
Atılmışım
Bir yanım
Yarım kalan öpüş
Diğer yanım yangın...
Doğada ne zaman kayıp olabilirim?
.......... o ..........

Üst üste yığılmış
Anten camlı
Kapıları kilit bilmeyen
Perdesiz evler ile
Etlik yokuşundan Esertepe ye
Tırmanıyorum
Badem ağaçlı bahçelerin içindeki
O Bağ Evlerinden
Uzanıyorum aslında
eski bir zamana
Güzelden griye dönen Ankara' ma
Orman kardeşliği ülkesi talan
YalnızÇam' ın yerine
Önce
Geceler kondu istila
Sonra
Beton şehirler...
Güya istimlak diye
3 metrekare birde küçük park
Çarşı şenlendi mi şimdi
Bilinmez miydi ki
Ankara, yeşile esirdi mavi gökyüzünde
Ben gibi...

Usanmam sorgulardan;
"Konu muyum konuk mu hayatta"

Tcpassenger İerdoğan
Kayıt Tarihi : 27.2.2025 19:04:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


46 yaşındayım ama benden önceki 46 yılın , güzelliklerini, zamanın çevreye ve insanlara teknoloji adıyla sunduğu tükenisleri, empati kurarak yazmak istedim. Toplumsal değer, Ahlaki çöküş, yalnızlık ve özlem ayrıca olmazsa olmaz insani tutulum yönünde uzadıkça uzayan bir konuya toplumun yozlaşan yarasına bir nebze parmak bastım kendimce. Soruda burdan geliyor; Konu biz insanlar mıyız, yoksa konuk muyuz hayatta?

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!