Şimdi bütün saatleri,
Sana gelmeyen bir vapurun iskelesine ayarladım.
Hava puslu,
Gözlerin hâlâ en sevdiğim coğrafya dersi.
Ve ben, atlaslarda yerini bulamadığım
O kayıp ülkenin mültecisiyim.
Bir ihtimaldin sen,
Hani o her sabah gazetelerin üçüncü sayfasında rastlanan,
Umuda benzeyen ama hayal kırıklığıyla biten haberler gibi.
"Belki" dedikçe eksilen,
"Keşke" dedikçe çoğalan bir mevsimdi ellerin.
İstanbul’u bir kenara bıraktım,
Sırtımı bir çınarın yalnızlığına dayadım.
Toprağın kokusunda arıyorum şimdi,
Senin o beton şehirlerde bıraktığın topuk seslerini.
Zaten biz,
Aynı cümlenin öznesi olamayacak kadar
Farklı yüklemlerle bitirdik gençliğimizi.
Sen 'gitmek' fiilini en iyi çekimleyen,
Ben 'beklemek' makamında takılı kalan bir plaktım.
Şimdi bir şiirin sonuna yaklaşıyoruz,
Yani bir filmin jeneriği akıyor gözlerimden.
Başrol yine sen,
Müzikler yine senin sevdiğin o dumanlı şarkılar.
Bense,
Senin hiç okumadığın o mektubun içindeki,
Tek bir ünlem işaretiyim:
Şaşkın, dik ve yapayalnız...
Anladım;
Aşk bazen,
Seni hiç tanımayan birine,
Hayatının en güzel yalanlarını anlatmakmış.
Kayıt Tarihi : 17.2.2026 21:27:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!