akdeniz’in bakir ve yoksul kıyısında
yalnız bir kum tanesiyim;
ne el değmiş yüreğime,
ne kimse dokunabilmiş gönül telime.
yıllar boyu o sonsuz umutla beklediğim,
şüphesiz sendin...
bir zakkum ağacının gölgesine sığınıp
gündoğumunu nasıl beklediğimi;
yani gözlerin, gözlerimin kuytusuna değince
içimin nasıl aydınlandığını anlatsam...
dinler misin?
dalgalar boyu uzandım sana,
bazen ellerimi uzatsam tutacak kadar yakın,
bazen hayallerimi yoracak kadar uzaksın.
biliyorum aslında;
tüm bunlar zihnimin o eşsiz oyunları.
ve biliyorum oysa;
sen bana, benden daha yakınsın.
olur da kirlenirsem hoyrat bir sel akışında,
arınmak isterim coşkulu, şefkatli dalgalarında.
işte, seninim...
al beni yüreğinin içine,
sevdiğini söyle...
bazen deli bir rüzgârdır esen;
güzelliklere düşman, hoyrat bir nefes...
esme rüzgâr ne olur, yıkma umutlarımı!
kalelerim kumdan...
bu hızla esersen,
bütün düşlerimin sonu hüsran.
umutlarım hep senli, hep senden yana;
peki neden uykularımda yoksun?
bir bildiğin var elbet;
uyandırmaya kıyamıyorsun.
ama uyandım, bak!
kumsala serpilmiş gönül bahçemizdeyim.
tüm yasaklara çizgi çekip bugün ihtilâl yaptı yüreğim;
varlığımı ömrüne adayıp, önüne serildi tüm benliğim.
14.06.2010
Hatice AkKayıt Tarihi : 11.07.2015 16:16:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!