Ben seni bir yol sandım.
Ucu denizlere varan,
maviye dokunan,
kumla gülüşen bir yol…
Oysa sen,
her oyunda başka bir yüz takan
İkinci sınıf bir figürandın.
Ayak izlerimi bile unuttum seninle yürürken.
Çünkü sen
yürürken silinen yollardandın.
Arkama döndüğümde
hiçbir şey yoktu.
Ne biz,
ne gülüşün,
ne de sana inandığım çocukluğum…
~~~~~~~~~~
Yalanlarını önce
çiçek gibi sundun önüme.
“Bak,” dedin, “aşk böyle kokar.”
Ben de inandım.
Kokladım.
Oysa sonra fark ettim ki
senin çiçeklerin toprağa değil,
boşluğa kök salıyormuş.
Senin sevdan
ağaç değilmiş meğer,
her mevsim yaprak döken
bir kandırmaca.
Geceleri yürürdük seninle,
sokak lambaları şahidimizdi.
Ama ben yalnız yürüyormuşum.
Çünkü sen çoktan bir başkasının
Hikayesi olmuşsun.
Sen beni değil,
Karanlığın ardında ki yolu seçmişsin.
~~~~~~~~~~
Bir gün gittiğinde anladım:
Sırtımda taşıdığım
sen değildin.
Senin yalanlarındı.
Ve ben bu yükü aşk sandım.
Aslında senin aşk dediğin şey,
bir ip cambazlığıymış.
belki düşerim diye,
dua ettiğin bir oyunmuş.
~~~~~~~~~~
Şimdi...
Yollar uzadıkça
sen küçüldün gözümde.
Bir zamanlar göğe çıkardığım kadından
küle dönmüş bir hayale düştün.
Ve ben sana şiir değil,
ağıt yazmaya başladım.
Bu yol,
kendi içime kıvrılan bir çizgiye dönüştü.
Seninle başladım,
ama senle bitmedi.
Çünkü ihanetin
sonu olmaz,
bitince bile sürer içinde.
Ve yol bitti.
Ama içimdeki yürüyüş hâlâ sürüyor.
Artık seni aramıyorum.
Artık kendimi bulmaya çalışıyorum.
Seninle yaşadığım her şey
bir yanılsama değilmiş belki,
Ama gerçek de değilmiş.
Çünkü gerçek olan şey,
asla iki yüzlü olmaz,
olamaz...
Ve ben artık bu yolu tek yüzümle
tek başıma yürüyorum.
Kayıt Tarihi : 14.6.2025 00:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!