Affediyorum
Kuru kalpli
Aklı körelmişleri
Biraz bile yoktu kabahatleri
Affediyorum
Akıyor yüzüm ellerimden
Damlıyor yere
Uzanıyor kurtlu tahta döşemeye
Sızıyor taşıyor aralardan
Dağıldıkça yüzüm hafifliyorum
Umutlarım kafesinden kaçıyor
İnsanlar nasıl gider ?
Bilir misin çocuğum?
Dersin nereden bileyim ki
Kesinlikle haklısın
Ölüm bile nedir bilmezsin ki
En normal hakkın bilmemen
Askıdaki mont deli der bana
Ne zaman bakmış ki aynaya
Konuşmuyormuşum ona kalsa
Yalnızmışım her anımda
Satıyor beni doktorlara hâlâ
Ben vardım onun yanında
Aciz bir ölümlü
Uçmuş mumdan kanatlarıyla
Göğün en yüksek katına
Görünmez olmuş yeryüzü
Kaplamış mavilik
Gözlerinin gördüğü her yeri
Gömülmüşken gece karanlığa
Yırtıyor karanlığı derinden bir çığlık
Titretiyor şiddetiyle yıldızları
Ay arkasına dönüyor
Korkak tanık olamayacak kadar
Kızıl bir sis sarmalıyor
Sıcak bir haziran sabahı
Bir o kadar da samimi
Saat altı suları
Başlamış kuşların mesaileri
Ben de başlamıştım sevmeye seni
Bulutlar üstünde kendime geldim
Kartallar tepemde çığlık çığlığa
Kolluyorlar en uygun zamanı
Atılıyorlar zıpkın misalinde
Vurmuşlar zincirler uzuvlarıma
Parlıyor loş odanın içinde
Kan çanağına dönmüş gözler
Acımasız ve vahşice
Ayırmıyor üstünden bakışını
Hareket etmeye çalışma yok fayda
Kıyılara vuran cesedim ben
Tahammül edemez kusarsınız
Zift kokan sokaklarımda geceleri çizerim
Kaybolan dilleri konuşur sokaklarım
Kulaklarınız tırmalanır kanarsınız
Çiğnenmiş çürükleri örter gecekondular




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!