Aşkın derin dalgalarından,
Kurşunlara daldığım tepeler,
Bir serinlikte gelir bağrıma bağrıma,
Uykusuzluğumu elime alırda,
Düşerim yollarına gece aydınlığında,
İşte bu haldeyken,
Aşkı ben enderinlerden tattım,
Sen yıldızları sayarken bir iki üç diye,
Bağrıma ateş bastım gülüm,
Yağmurları sularken göz yaşların,
İşte kahrolası en karanlık yerinden,
Aşkı sende öğrendim, yiğitliği sende,
Bir başka oluyor insan seni görende,
İsmimi sorarsan Kabalcıoğlu Halil derler,
Aşkı sende öğrendim, yiğitliği sende,
Çocukluğum ve gençliğim, bir ömür boyum,
Deniz alırdı ellerine ürperişini,
Siyahtan uzak mavilerde görünüşün,
Bir sabah serinliğinde ellerin,
Konuşmalar gelir ağır yerlerden,
Nedendir mesafelere yer bırakmam,
Zaman yüreklerinde derinleşirken,
Cesur dağ tırmanışları alır beni,
Gölgende kaybolur erirken,
Nilüfer yaprağında durur beni,
Nereden yakalandım sana içten,
Tüm şehir kaçmak ister,
Ansızın,
Ansızın yağmur boşanır,
Bir adım kala özgürlüğüme,
Böyle değildi düşlerim,
Kime selam verdimse,
Sürüyor yoluma kara kara leke,
Kime elimi uzattıysam,
Yürüyor yoluma diken eke-eke,
Zamana neler oldu yıl 1440,
Bir göğe bakıyorum bir yere,
Değerden bahset, diğerinden değil,
Alnın açık, gönlün Buhara olsun,
Kaldıkça darda, düşünme il il,
Türkistan, sana bahar olsun,
Daldıkça ard arda, ejdadın kim bil,
Gönlümüz bir baharla vurur alnımıza pür-ü pak,
Görünür ziyasında her bir saniyenin içinde Hak,
Yaratanına yürüyen cümle baş ve ayak,
Bir'in ziyasında bulur gönlünü, Bir'in ziyasında yak!
Renge ve hisse dokunan melek,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!