Ruhun zemininde izbelere atılan hayaliyle avunan Elif, duygularını saklamaya çalıştıkça adeta dumana boğulur yüreği zaman zaman.
Dışarıda uğuldayan rüzgârın cakasına aldırış etmeksizin, penceresindeki buğuyu silmeye çalışır. Oysa eskimeye yüz tutmuş can evinde ne çok kez yalnız başına, kışın uzun gecelerinin soğuğunu ve sessizliğini sabrın taşıyla, dinlemeye muktedir olmuştur.
Yine her gün yaptığı bir işin tekrarı olan evdeki sorumluluğunun farkına vararak mutfağa yönelir. Vakit akşamdır hazır bir sürü bulaşık onu beklemektedir. Anadolu’muzun bir gerçeği olan tipik bir ev modeli vardır. Kışın sertliğiyle hüküm süren bir hava koşuluna karşın içerde alev alev yanan sobanın varlığı, ortada kendisini gösterir,bacasından çıkan kara kara isli küme küme dumanlarla.
Elif sobasına doğru yönelir. Üstünde güğümü alır almaz yine koyulur mutfağa… Bu akşam bulaşıklar her zamankinden bir fazladır. Nedeni davetsiz gelen misafirlerdir. Fakat bu misafirleri yabancısı olmadığı bir şehrin bir yakının kuzenleridir.
Kapılar ardında hayata dair gelen sürprizler bazen hoş bazen de hüzün tablolarıyla çıkagelir. Elif bir yandan tası, tenceresi bardağını yıkarken bir yığın soruların cevabını almaya çalışır izdüşümünde.
Hayırlı bir iş için gelen misafirlerin amaçlarıyla ilişik anlaşılan. Bu yaklaşımla evlenmeye niyet eden genci özellikle gözlerinden bir türlü gitmemekte Elif’in.
Elif için bir dönüm noktası olan bu başlangıç acaba hayatına ne kadar anlam katacağı, vereceği alacağından ne ölçüde etkileneceği belli değil! Sisli bulutlarla örtülü bir geleceği vaat ediyorsa ne yapmalı? Üzerinde durulması gereken bir mühim mesele oluşu nedeniyle o genci biran kendine eş olarak düşünür… Düşündükçe de al al şekil alır yüzü büsbütün. Sıcak bir heyecan söylettirir yüreğinin sesine:
—Aslında eli yüzü temiz birisi!
—Sevimlide, böyle neşeli, tatlı dilli
—Hım
—Sımsıkı sarılmalı hayata artık canıma tak etti ya!
Elif bir yandan mutfağa gelen annesinin teskinleriyle şüphelerine merhem alır. Annesi ara ara söylenir:
—Bunlar iyi insanlar, oğlanın mesleği var, elinde aç kalmaz aç komaz gibi sözlerle yatıştırır kızını.
Ertesi sabah apayrı bir sayfa açılmak üzeredir. Bahar kokulu sevgi sözcükleri fısıldanır kulağına aşka koyulan melodileriyle birlikte. Yalnız bu sevinci tam alınmamaktadır gün boyu. Kendini aşan ruh haliyle acaba soru işaretlerini atamadı bir türlü. Nedeni kendince bildiği doğruların bu safhada uygulanmayışıdır. Tereddüdüne sebep soruların en başta geleni:
—Aslında başka olurdu belki de farklı olsaydı benimde hayatım.
—Onunla anlaşarak evlenir belki âşık olacağı bir zaman diliminde buluşsak daha güzel, anlamlı olmaz mıydı?
Aslında Elif bu sözlerle her bitişin kendine özgü bir bitişi olması gerekir diye üzerinde durmaktadır. Sonuçta kor ve kaza deniziyle baş başa kalmaktansa anlaşarak gayet bütün bir evliliğin haklı olduğuna işaret eder.
Talibi olunan kızın gençliğinin çocukluk dönemi hayli trajik görülür. Elif’in üzerinde durduğu ilk sebebi olan,'' başka olurdu belki de farklı olsaydı benimde hayatım '' sözüyle Elif’in sevgisi adına içtenliği var. Elif bir buçuk yaşındayken annesi onu bırakıp gitmiş. Babasının evlendiği kadın istemeyince kendisini şimdiki annesine teslim etmiş, böylece ne çok itilir kalkılır ortamlarda yaşadığı görülür.
Sonraları bu yaşantılarını ilk duyduğunda, yüreğinde yangın var sanmış bu titrek halle soramamıştı annesine… Olup bitenleri ise okullara gidip gelirken komşu kızlarından duyar oldu.
Aksaray/14.09.07
Gökmen Yılmaz ErdemKayıt Tarihi : 14.9.2007 23:05:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Yaşanan gerçek hayat hikayeleri.

Çok güzel bir yazı, Akıcı, En önemlisi de düşündürücü olması. Can-ı gönülden kutluyorum. Alkışlıyorum. 10
2. ci bölümünü merakla bekliyorum. Elif kızımız ne yapacak?
Gözlerinizden ışık, kaleminizden mürekkep, artsın, eksilmesin.
Sevgiler...
TÜM YORUMLAR (13)