Günler birbirini kovalarken, ben her geçen gün biraz daha uzaklaşıyorum kendimden.
Aynaya baktığımda tanıyamıyorum yüzümü, gözlerimdeki parıltı sönmüş gibi.
İçimde bir yerlerde, derinlerde, geçmişin izleri yatıyor.
Ama ben, o izleri görmezden gelmeyi öğrendim. İçimdeki cesetleri görmüyorum, görmek istemiyorum.
Geçmişin yükünü taşımak ağır, çok ağır.
Her hatıra, her pişmanlık birer mezar taşı gibi içimde birikmiş.
Onları görmek, onlarla yüzleşmek korkutuyor beni.
Dinle sevdiğim, bu ayrılık saatidir.
Dünya var olalı beri çirkin ve soğuk,
Erken içeceğimiz bir ilaç gibi.
Tadı dudaklarımızda acımsı, buruk.
Bu saatte gözyaşları, yeminler,
Boş bir tesellidir inandığımız.
Devamını Oku
Dünya var olalı beri çirkin ve soğuk,
Erken içeceğimiz bir ilaç gibi.
Tadı dudaklarımızda acımsı, buruk.
Bu saatte gözyaşları, yeminler,
Boş bir tesellidir inandığımız.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta