aslında
hiçbir yere gitmek zorunda değildim
ama boğucu şehir ve insanların gürültüsü
kendimle savaşlar çekilir dert değil
aklım kalk gidelim derken
kalbim otur oturduğun yerde der
tersi de olur kalbim kalk gidelim der
aklım otur oturduğun yerde der
usandım! kendimden
dışardaki gürültüden
kaçmalıydım
kendimi de alıp
içimdeki boşluktan başka
gidilecek bir yer vardı da
sanki
nereye saklansam
her yerin bir anahtarı
anahtarı kullanan biri var
her duvarın ardında bir kulak
her kulağın gizli emelleri ve beklentileri
her gölgenin içinde bir göz
her gözün içinde haset kıskançlık
k a ç m a l ı y d ı m
sessizce sızarak içimdeki boşluğa
içimdeki boşluğun kör kuyusuna
kör kuyunun kalbinde atan yalnızlık
sessizliğin ve özgürlüğün
aynası
ve
hiçliğin özündeki gözbebeği
uyanırsam kendime
o anın içinde kalırım öylece
bir yıl bin yılda olsa ne fark eder
gerçek ve rüya arasında ki bu mekanda
geçmişin sırları kötülüğün laneti
kiri
pası
ve
karanlığı yok! yok!
sınırlar tehditler korkular endişeler değil
sadece ışığın yolu ruhun sakinliği var
sonsuzca huzurla
aslında
bu bir kayboluş yok oluş bir imha
bir kaçış bir sığınma öyküsü değil
kendini bulmanın var olabilmenin
içimdeki çiçeklenen sırrın çekirdeğin
can buluşu
kaçtım sonunda
kırıldı zihnimin katı kuralları kalktı üzerimdeki baskılar
zincirini koparmış deliler gibi koptu bileklerimde ki
şakırdayan zincirler
yaşasın! kendim yaşasın! öz güvenim
yaşasın! varoluşum yaşasın! ruhum
yaşasın ! kalbim
sonunda her arayış kendi iç dünyasını bulur
uçun! kuşlar uçun! uçuşun! uçuşun! rüzgârlanır semada kanatlarınız
810202500:45
Kayıt Tarihi : 23.05.2026 00:41:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!