Yıldızdan döküldü suretin, yüzün
Ay vurdu kapıma taştı bu gece
Peşine takıldım sonsuz gündüzün
Ayağım kendinden koştu bu gece
Bir mektup tadı gibi aşk kokunca satırlar
Bir şarkıda şiirde buluşur ellerimiz
Öpsem ense kökünden utanır tüm ıtırlar
Dikeninden öpecek çiçekle güllerimiz
Papatya kokan kırda buluşur ellerimiz
Çok oldu kendimden kaçtiğım anlar
Hepsinde yakamdan tuttu geceler
Sessizce yutkundum öyle zamanlar ,
Her harfi, cümleyi , yuttu geceler
Bir bilsen içimden gelip geçeni
Aklımdan hayalin ,hüzün geçiyor .
Kınama nolursun ,maruz gör beni
Muhabbet içinde sözün geçiyor
Muhabbet açınca laf ile lafı.
Seven yürek yazsa ateş dökermiş
Beyaz kağıt harlanırmış Azizim
İki mevsim bir tepeye çökermiş
Siyah saçlar karlanırmış Azizim
Arar elbet nasibini karınca
Ne sarp imiş şu Maraş'ın dağları
Yolcu garip, kervan garip, yol garip
Boyun büktü Şarkışla'nın bağları
Bahçe garip, diken garip, gül garip
Geçemedik yüce dağlar içinden
Senindir çiçekler senindir arı
Umutlar bahara baksın istersin
Senindir diyorum cam kenarları
Soluğun dışarı çıksın istersin
Mahal yok diyerek kör endişeye
Gece vakti kendim ile başbaşa ,
Kaldığımda sen gelirsin aklıma.
Yüreğimi , umarsızca, kör taşa ;
Çaldığımda ,sen gelirsin aklıma...
Seni söyler ,mavi pınar ,ak dere ,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!