Kova ile dolar mı onca deniz
Ummanın sırrı damlada saklı
Gök kubbe asılı durur direksiz
Semanın sırrı boşlukta saklı
Dağlar yapılır mı elle kürekle
Atatürk olmasaydı da olurdu diyenler
Var mı önder olmadan kurulan Devlet
Olmasaydı kanıyla bedel ödeyenler
Olur muydu Türkiye diye bir Devlet
Vicdan düşmüş inkâra bu nasıl Zillet
Yetimin halini kimse bilmez
Güneş üstüne karanlık doğar
Yırtık elbise hırsızlık bilmez
Çalayım dese ay erken doğar
Görürsen yetimi okşa başını
Konar, kalkar yolu uzun Leyleğin
Uçan kuşa, evin nerde sorulmaz
Biri sağda, biri solda sır Meleğin
Günahın hesabı, ona sorulmaz
Gün ağarır, tan belirir ufuktan
Türk’e yazılmış ta Kal-û Beladan
Küffara diyar olmaz ki bu Vatan
Özenerek yaratmış bak Yaradan
Dağı Karlı, yamacı nakışlı bu Vatan
Orta Asya idi benim ilk otağım
Bilsen ayrılık ne zormuş
Gezdiğim yerler yaban
Hasretin ateşi kormuş
Yakar içimi her Zaman
Gönlüm kederin arsızı
Fakirin de bir barınağı bulunur
Toplanır çoluk çocuk sofra başında
Zengine çorba yavan bulunur
Bilse ne tat vardır bir tas aşında
Fakirin yüzünde elin bezginliği
Siyahınla korkağa, korku salarsın
Kâinatı örterek, yuttum sanırsın
Şafak sökünce, bırakır kaçarsın
Sende ışıktan mı korkarsın gece
Gündüz, çok şamatacı sen uslusun
Kar yağsa da sessizce dertleşirdik senle gecem
Karanlığında saklı hikâyem, sırrım, her hecem
Sende haklısın her gece çekilmez dipsiz bilmecem
Hadi kopar fırtınanı, bu gün de böyle bitsin gecem
Üç beş günlük hayat kalıcı değil
Zengin olanı da, fakiri de gördüm
Kepenek çobanın, köşk ise beyin
Çoğa kanaat etmeyeni de gördüm
Hayat evcilik, ömür koşturmaca
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!