Ülkeler, denizler, okyanuslar geçtim,
Nice Müslüman ve gayri müslim insan gördüm,
Ve geldiğim nokta;
DİN, NE ERKEĞİN SARIĞI,
NE DE KADININ BAŞÖRTÜSÜ; DİN,VİCDAN VE AHLAKTIR!
Ve dahi gördüm ki ;
İnsanız hepimiz…
Her birimiz, o büyük insanlık ailesinin birer üyesiyiz. Gökkubbenin altında, yeryüzünün üstünde aynı havayı soluyor, aynı sudan içiyoruz. Havasız ve susuz kaldığımızda hayatımız tehlikeye giriyorsa, eşitiz demektir.
Güneş, ayrım gözetmeden doğuyor hepimiz için; ay, ışığını kimseye kimlik sormadan serpiyor gecelerimize. Kutup yıldızı, yolunu kaybedenlere yön gösterirken ayrım yapmıyor; bulutlar, rahmetini hangi toprağa indirirse indirsin, Rahmân’ın merhametine aracılık ediyor.
Varsın birileri bizi birbirimize düşman etmeye, parçalamaya, gerilim üretmeye kalkışsın… Biz, insan olmanın ortak paydasında birleştiğimizde, gökkubbenin altında da, arzın üstünde de bütün ayrılıkları aşabiliriz.
Kim hangi hayatı yaşıyor?...
Kim, kimden kırptığı hayatı yaşıyor?....
Coğrafya mı kader?
Çalınan haklar mı?
Heder edilmiş emekler mi KADER?...
Yoksulluğa itilmek, coğrafyaya cahilce hapsolmak mı kader?...
VARSIN, BİRİLERİNİN GÖZÜNDE,
İYİLER KÖTÜ.
KÖTÜLER İYİ OLSUN,
Varsın birileri bu duruma şaşı olsun .....
Varsın karanlıkta demlensin demlenenler.....
Burnunuzun dibinde menfaat devşirsin,
Gecenin sessizliğinde kendimi arıyorum.
Ay ışığı vurmuş masa, dostlarıma;
Perdeyi oynatan rüzgar, vuslatıma;
İskemleye düşen gölgem, beni geç mişe, anılarıma çağırırken ben gece nin sessizliğinde kayboluyorum, Nasıl anlatırım bu bunalmış ruhuma!....sevgiyi, dostluğu, merhameti....
KORKUNUN ECELE FAYDASI YOK!.
Bu Dünyada onurluca bir hayatın yoksa kendi oluşturduğun müslümanlığı yaşayarak ALLAH'ı aldattığını sanırsın da...HAKİKATİN YOK!...
Kendince çoluk-çocuğunun dünyasını, geleceğini garanti altına almışsın lakin nereden, kimden, kimin hakkından kırptığını sorgulamadan!...sorgulanmadan onurluca kurulmayan ailenin , helal lokma ile büyütülmeyen evladın bu Dünyada da öbür dünyada da faydası yok!..
"Şühedâ fışkıracak, toprağı sıksan, şühedâ!"
Ve yine yıldızlar kaybolup gidecek, küsüp bu haysiyetsiz dünyanın o kalleş simasına.
Ve yine şimşekler çakacak karanlık dağların cenabet ardında.
Ve yine sıralanacak ardı ardına bayrağa sarılı koca yiğitler.
Ve biz yine damla damla kanayacağız, yer altı zenginliği şehit olan memleketime.
Toprağının altında, üstünden daha çok yiğit yatıran dünya,
SES VER YİĞİDİM, SES VER
Zaman sensizliğe gömüldü… Gökler sustu, rüzgâr yönünü kaybetti — sanki dünya, bir an nefesini tuttu.
Toprak hâlâ adını fısıldıyor gecelere… Ama biz, o sessizliğin altında hâlâ çarpan altın bir neslin kalbini dinliyoruz.
BAZEN TEK BİR BEYAZ NOKTA.
BÜTÜN BİR KARANLIĞI ÜRKÜTMEYE YETER!. Karanlığın içindeki beyaz nokta.
O beyaz nokta, siyahlığı rahatsız edebilir mi?
Tek başına ufak bir nokta. Bundan korkan karanlık ne kadar karanlık kalabilir ki?
Beyaz nokta olmak bence cesaret ister.
Çoğunluğun arasında farklı olmak...
SUSKUNLUK
Bir zamanlar adalet, bir nehir gibi akar, Dicle’nin kenarında bir kurt bir kuzu kapsa, o hesabı Ömer’den sorardı.
Şimdi ise kurtlar sürüye bekçilik ediyor, kuzular sessizliğin karanlığında kayboluyor.
Artık haksızlıklar gizlenmiyor; aksine, insanların gözünün içine baka baka yapılıyor.
Ve herkes biliyor, ama herkes duymamış gibi yapıyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!