İbrahim Kaya Bursa Şiirleri - Şair İbrah ...

İbrahim Kaya Bursa

Sevgili eskise de sevda eskimezmiş. Hatırlıyorum da yılların bir izi yoktu simanda, derler ya “ayın on dördünde dolunay gibi kız” öylece kalmışsın hatıramda. Pırıl pırıl bir yüz, günahsız… Bir kıza bu kadar yakışırdı yeşil göz. Yaşlarda yabaniydi o zamanlar gözlerinde, sadece baharları tanırdı gözlerin. Saçların altın rengiydi. Kış güneşinin karlara düşmesi gibi düşerdi yüzüne ve ben kıskanırdım yüzünden saçlarını. Kaşlarında incecikti, uzundu kirpiklerinde. Öyle ki ressamlar çizemezdi daha güzel seni. Sonra bir burnun vardı ki sorma, nasılda bir ahenkle duruyordu, o kadar zarif o kadar inceydi ki. Yine dudakların incecikti sanki kalemle çizilmişti. Yakışıyordu sana gülmek. Sevilmeyi seviyordun sen. Büzülmeye dursun o dudaklar, üzülmeye dursun o gözler, hala içerimi yakar. İncecikti ellerin ve ince uzundu parmakların, ipeksi olurdu dokunuşların, yinede kapanmayan yaralar bırakırdın dokunuşlarında. Yukarıdan aşağı düşlüyorum da seni, hayallerinde ötesinde bir prensestin sen. Belki de rengârenk tatlı bir kelebek, belki de bir melektin benim için.
Kalbini anlatamam, sevgini yazamam, bakışlarının anlamını dolduramam kâğıda, anlarım ama hissederim ama anlatamam… Anlatamam işte tarifi olmaz öyle her şeyin. Birkaç kelime kadar basit değil sendeki anlamlarım. Yaşarım, hissederim, görürüm adeta, dilimin ucuna bir şeyler gelir ama olmaz işte, o noktada yaşamak gerekir sende, anlamak için bu tarifi. Hani boğazın susuz kalmış gibi kuruyup yanar ya, hani gözlerin gevşerde ılık yaşlar dolar ya işte öyle ağlamaklı bir şey senin tarifin. Anlatamam seni, anlatamam…

Devamını Oku
İbrahim Kaya Bursa

Sevgiliye bir mektuptur şiir
Vuslatı olmayan hasretin bir açılımı
Ve 'sensizin teki' olmanın bir diğer adı
Sensiz düşünce çekilen bir gönül ahı…
Şiir, sensin sevgili...

Devamını Oku
İbrahim Kaya Bursa

Bir sevda serüveni senin adın
Bir ayrılık şarkısı çalar ahşap radyodan
Sen dökülürsün mısralardan
Dinlemek zor zanaat seni, gönül yaram

Şarkılardasın artık

Devamını Oku
İbrahim Kaya Bursa

Artık sende, bende, dönülmez yolların sırtı dolu hamallarıyız. Hiçbir şey değişmeyecek biliyorum. Değiştirmeye de çalışmıyorum. Rollerimiz var artık hayatta, oynayacağız ve herkes gibi, mesutmuş gibi sürüp gidecek ömür. Senden önce sevdiklerim olmuştu, senden sonrada. Onlara da şiirler yazmıştım, onlarda bakışlarında eritmişti beni. Şimdi hiçbirini, hiçbir şeylerini hatırlamıyorum.
Peki, senin farkın neydi? Neden yıllarca seni unutmak istedim? Neden eski bir türkü gibi kulaklarımda çınladı sözlerin? Neden sadece sen kaldın rüyalarımda? Neden senin yürüdüğün yolları yasakladım kendime? Neden her sessiz telefonun ucunda senin olduğunu sandım? Neden her çalınan kapıda yüreğim çarptı? Neden her adımda seninle karsılaşmaktan korktum? Neden her sıcak bakış, senin olmadığı için üşüttü beni? Neden senden sonra, ben kimseyi sevemedim? Neden çok eskilerde kalmış, üstü tozlanmış duygular şimdi böylesine canlandı? Neden yıllar sonra bütün gizlerim açığa çıkıyor? Neden sana benzeyen insanların gözlerine bakamıyorum? Neden yıllarca adını hiç söyleyemedim? Neden benim yazmaktan başka sırdaşım, bir gönüldaşım olmadı? Neden beni kimseler anlayamadı? Bende neyini bıraktın sevgili? Bir cevabın var mı bu nedenlere? Neden benim sana bu kadar çok nedenlerim var? Bir adı var mı bunun? Sende neyim kaldı sevgili? Neyim kaldı sende... Bende neyini bıraktın sevgili...

Devamını Oku
İbrahim Kaya Bursa

Bildiğim tüm kelimeler hapis
Sana yazdığım şiirlerde
Güvercinlerim kanat çırpar minicik yüreğinde
Sevdalarım özgürlük arar gözlerinde
Buselerim dudaklarında tutsak
Azad etsen tüm benliğimi yakacak

Devamını Oku
İbrahim Kaya Bursa

Eski defterde sana şiirler çizdim
Berra dedim, hacce, leyla dedim
Gözlerine sahte cennetler gizledim
Yinede adını söyleyemedim

Söyleyemedim bağıra bağıra

Devamını Oku
İbrahim Kaya Bursa

Seninle oturmamıştık hiç
Bir çay içmek için, parktaki bu kafede
O zamanlar olmuyordu lise talebesinde
Şimdiki gibi harçlıkları cebinde

Eskilere inat iki çay söyledim

Devamını Oku
İbrahim Kaya Bursa

Ben hiçbir şeyi yazmadım
Şair gibi bakmadım hiç gözlerine
Hiç almadım kalemi ellerime
Çizmedim hiçbir şeyi, hiçbir yere

Başımı ellerimin arasına aldığımda

Devamını Oku
İbrahim Kaya Bursa

Seni yazmaktan bıktım
Seni coğrafya kitabıma yazdım
Sonra sigara paketlerine
Buğulu camlara, daralan cana
Sonra memleket kokan toprağa

Devamını Oku
İbrahim Kaya Bursa

Nasıl diyeyim ki, nasıl anlatsam ki, anlatabilir miyim ki... İçimde ki korlarda senide yakmayı göze alabilir miyim ki... Dökebilseydim sana dudaklarımdan bağrımda ki kahrı. Gözlerimden içimdeki ateşi yansıtabilseydim sana...
Olmaz ama diyelim ki tükendi tükenmez kalemlerim, yetmedi içimi kâğıtlara dökmeye. Anlayabilir miydin, alıp götürebilir miydin beni gözlerinde serin iklimlere. Söner miydi korlarım senli iklimlerde. Ferahlar mıydı yüreğimde bu kimsesiz sevda, senide yakmadan içimdeki ateşlerde. Amansız ve zamansız yaralarıma derman olabilir miydin sanki. Sonu hüzünle bitecek sevdaları diker miydin gönül bahçene. Sever misin sen kederleri, elemleri. İster misin uykusuz geceleri. Tanır mısın sen Yakub'un gözlerinden düşen sicimleri. Taşıyabilir misin sırtında Yusuf'un gömleğini. Şehrin ışıkları sönsün gözlerinde, ister misin? İşte böyle has kız... Benim sevdam kor olur, yakar sevda yerini. Alır senden tomurcuklanmamış hayallerini. Siyah beyaz yaşarsın baharlarını. Yarınların kaybolur, gözlerimdeki siyah noktada. Yusuf'un karanlık kuyularına düşersin ve de ürkersin has kız. Züleyha'nın aşk girdaplarında kaybolursun. Yine benden başka, gözlerinde yaşı tükenen bir Yakub'un olmaz. Kızıl aşklar açar sadece bende. Sen düşersen ateşe ben yanarım, var git has kız yazık etme bana ve de sana... Ben sensizde yanarım, kan da ağlarım, Yakub'da olurum Züleyha'da, Yusuf'da...
Git sal deryalara bana dair duygularını, kimsesiz sahillere vursun. Salıver uçsuz mavilere, gözlerindeki anka kuşunu, bu deli oğlanı unutsun. Bir uçurtma olsun gökyüzünde imkânsız umutların, kesiver ipini, yüklenip hüzünlerini, kaybolsun yıldızların arasında. Sende unut imkânsız aşklarını tam o anda.

Devamını Oku