Bakar mısın buraya,
Koy yemeği sofraya,
Karnım fena acıktı
Gücüm yok dayanmaya.
Yemeği tez getirin,
Harap olma dayan gönül,
Dayanırsan koklarsın gül,
Gül koklamak büyük ödül
Sabret gönül dayan gönül.
Sabrın sonu selamettir,
Bizler kendi halimizde şöyle oturuyorduk,
Birden bire çok büyük bir gürültü duyduk,
Ne olduğunu anlamadan yerimizde donduk
Anladık ki deprem Sabri’nin depremiymiş.
Sekiz dört şiddetindeki deprem Sabri’nindi,
Yıl iki bin on üçüncü ay yani marttı,
Sabri Manisa’da çalışan bir ırgattı,
O günlerde kafamız sakin çok rahattı
Sabri’nin yokluğu hem huzur hem hayattı.
Sabri Manisa’dan İstanbul’a geldi,
İki bin on dört, mayıs 13 öğlen, ikindi arasında,
Manisa'nın Soma ilçesinde bir kömür ocağında,
787 maden işçisinin vardiya değişimi sırasında
Trafo patladı yüzlerce madenci göçük altında kaldı.
Gittikçe artıyor sayılar 151-201-282 hızla ilerlerken,
Nerede haram varsa bize hoştur,
Herkes iyi bilsin bu dünya boştur,
Varsa gücün ahiret için koştur
Nihai durağımız kabristandır.
Yıllar önce dedemiz de yaşardı,
On Eylülü sevdi isen,
Doğdun diye mutlu isen,
Buket için anne isen
Mutlu yıllar Songül Esen.
Ey arkadaşım Esen Songül,
Vallah beni silmen çözüm olmadı,
Daha da çok üzdü sabrım kalmadı,
Kurban beni ekle sensiz olmuyor
İnan yıkıldım bende takat kalmadı.
Bir selam versene zalim,
Sensiz perişandır halim,
Hayat ver sürsün hayalim
Durdur beklet sende kalim.
Ne olursun unut deme,
Ateş düşmüş kül etmişse dağları,
Ziyan etmiş bitirmişse bağları,
Karaçalı kapatmışsa yolları
Söyle felek nasıl gideyim yare.
Döküldüyse ağaçlardan yapraklar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!