Sene bin dokuz yüz yetmiş dört,
O kız doğdu giydirdiler bir tişört,
Büyüttüler everdiler bilemediler
İstanbul’da öküzlerle edecek flört.
O kız şimdi koparmış zincirleri,
Ayrılandan
Sıyrılandan
Ağlatandan
Aldatandan
Ezip geçenden
Bırakıp gidenden
Arkamdan iş çevirdin bana tuzaklar kurdun,
Beni karaladın kötüledin yerden yere vurdun,
Duygularımla oynadın karşıma çıktın durdun
Şimdi gelmiş ağlıyorsun sus ağlama sen kazandın.
Ben de senin gibi boş durmayıp karaladım,
Öpülmeyi bekleyen kiraz dudaklar,
Elma gibi parlayan kaygan yanaklar,
Biraz lüzumsuz ama ojeli tırnaklar
Olmasaydı ne anlardık bu dünyadan.
Kaşlar altında parlayan güzel gözler,
Zalim felek olmasaydı,
Beni derde atmasaydı,
Bu diyara salmasaydı
Daha güzel olmaz mıydı?
Doğar doğmaz güldürseydi,
Ne ettiysem olmuyor,
Kader bana gülmüyor,
Yüreğim kanlar içinde
Akan kanı durmuyor.
Umutlar tükeniyor,
Rüzgâr olsam essem sana,
Yağmur olsam yağsam sana,
Bir kuş olsam uçsam sana
Ne de güzel olur aşkım.
Bulut olsam örtsem seni,
Ey benim uyduruk sahtekar güzelim,
Kırık olsaydı da dokunmasaydı elim,
Arı soksaydı da konuşmasaydı dilim
Ölseydim de sahte yüzünü görmeseydim.
Yasaklarda yasakları yaşıyormuşsun,
Malından etme garibi,
Bil ki yok kefenin cebi,
Sağ kalmadı bir tek Nebi
Ölüm var ölüm arkadaş.
Dünya malı elin kiri,
Olsak bile dünya piri,
Gideceğiz bir gün geri,
Ölecek kalmayız diri
Ölüm var öleceğiz biz.
Niceleri gömen dünya,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!