Sükûtun surlarında yankılanır ayak sesim
Gece, siyah bir şal gibi örtülür üzerime.
Hangi maviliklere değdiyse bu nefesim
Bir avuç kül bıraktı çaresiz kederime.
Kırık bir yelken gibi kalakaldım ortada
Fırtınanın unuttuğu o ıssız kucakta ben
Ufku yırtan hüzündür içimdeki haritada
Ayrılık bir hançerdir, çekilmez bu bedenden.
Kıyıya vuran dalga söyler benim adımı
Denizler sürmeden önce gözlerine yaşını
Zaman bir cellat gibi keserken muradımı
Hangi taş bağrına basar bu yorgun başımı.
Demir attım ben artık hayalin ötesine
Ne bir liman bekler beni, ne de bir nazlı melike
Sığınmışım yalnızca duaların sesine
Ömür dedikleri şey, zaten bir anlık leke.
Ey rüzgâr, Al götür de bu kırık mısraları
Yârin kapısına dök, çileyle harmanlansın.
Biz ki geceye gömdük o en tatlı baharı
Varsın artık bu yürek ebediyen yansın..
Kayıt Tarihi : 7.08.2026 15:44:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!