sesini aradım çöllerde oysa
gece beni kendi göğsünde çoğaltırken
hangi eşiğin taşına bıraktım ismimi,
hangi duanın "âmin"inde eksildim?
bilmiyorum kaldı mı benden bir parça daha...
hadi onları da yok say!
yalnız alnımda külden bir serinlik,
gökte yalnız dolunay..
kimin mabedinin avlusunu hortumla
yıkamış yanmışım da serinlik istemiş canım
arınırcasına uyuyakalıp secdesinde bir kuşluk canla
karanlıkta kimi aramış ellerim söyle
kalu belada hayret seninle
sahi kimin saçlarıyla geçilmişti bulutlardan
unuttum işte !
/hey serpuşundan tanıdığım hüzün
sahi...
ayın on dördü değil miydi bugün!/
aşkın da aşk olmasından dolayı
yapamayacağı bazı şeyler vardı mesela
kendisinden büyüğünü yaratamazdı.
öyleyse öpülünce çocuktan kadına geçen
bir kokuyla
yalağuz ve şikeste savrulup,
ay'da süveyda'ya dalarak
söyle aşka kimi şirk koşmuşum
nasıl da cayır cayır yanarak?
/hey serpuşundan tanıdığım hüzün
sahi...
ayın on dördü değil miydi bugün!/
Yalağuz ve şikeste kırılıyor camlar,
Bir nehir olsa gözlerinin derini;
Akşamları susar bütün eski duvarlar,
Kuytusunda saklar kalbim kendi yerini.
Kayıt Tarihi : 18.07.2026 21:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!