Masamızdaki meyve, kırmızı renkli olsun Üstat, ister vişne, istersen kiraz,
kocaman, şekilsiz, pembe bir domates olamadıkları için kıskanmayacağım, vallahi söz.
İster burjuva otların yeşili kaya koruğu olsun sebzelerden, rakıya meze niyetine
kendi ellerinle topraktan kopardığın bir tutam roka da olsun ama Üstat, istersen
üstüne de ama hayat gibi direnilesi o koyu acı zeytinyağından dök, biraz.
Sıkıntı yok, dostlarla içilirken mideye giren her bir tutam acı Üstat,
Ben ne Hiroşima’da sakat kalan
bir kız çocuğu,
ya da Gaz Odasında kavrularak ölen
bir Yahudi,
ne de Solingen’de umarsızca yakılan
bir aileyim...
(Kitap I - Bölüm II)
Buradan gireceksin denize
terli havanın,
iğrenç sıcaklığında
anlık buz kütlesi gibi
Aşk
iyilikler hayal edilerek yatılan
uykusuz gecelerin sabahında,
uyuya kalarak
kötülükler girdiğinde
rüyana selamsız,
Aslında ben,
öteki hayatımda daha mutluydum...
Dostlarım vardı, sevdiklerim
onlarla yeşerdim, onlarla yaşlandım,
darıldığım günler az oldu onlara ama
sarılmak isteyip sarılamadığım günler çok.
Saatler durmasa da güneş yüzünü Dorylaion’a gösterecekti elbet, gelincik doğduğunda,
İslambol ile Dersaadet hiç bu kadar kıskanmadı İstanbul kelimesini, on dördüne vardığında
Buruşturup kâğıttan yüreğini atmak yerine yuvarlayıp golünü attı hayata, tam on yedisinde.
Esti yıllar boyu, gürlemedi; çok özlese de mahzunca bıraktı Porsuk çayına muzırlıklarını
Lale devrinde gülleri derdi. Mavi Ay’da Maddie Hayes olup, Taş devrinde Wilma’yı yendi.
Neden bu kadar imkânsızsın, erişilmezsin,
Neden bu kadar vefasızsın, sevilmezsin.
Niçin haykırışımı anlatamıyorum doya doya?
Niçin duygularımla dokunamıyorum sana,
ve gözlerim nasıl erişemiyor gözlerine
sözlerim, fısıltılarım yetişemiyor kulaklarına
Son defa bakabilir misiniz hayata?
O zaman, 34 yıl öncesine gidin
gözlerinizi kapatın, ağzınızı da
hiç hareket ettirmeyin vücudunuzu
12 volt elektrik yerken testislerinize,
kulaklarınız duymasın ama bu işkenceyi,
Ömrünüz
Cep telefonlarınızın
kişiselleştirme ayarları gibi,
Genel Ayarlar ise savaş acısı.
Aile ve dostlarınız ölmediyse
dönüp durursunuz pervane misali
Farklı kültürlerde üç insan;
Birincisi
yorgun ve somurtkan
gözlerinin altında
akşamdan kalma siyah halkalar,
kafasının içinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!