Hüseyin Parlak (Ozan Gülşani) Yozgat ili Büyükmahal köyünde 1960 yılında doğdu. İlk öğrenimini köyünde tamamladı. Lise öğrenimini yozgat ticaret lisesi ve Ankara ticaret liselerinde tamamladı.Askerlikten sonra köyünde beş yıl çiftçilikle uğraştı.Daha sonra Ankaraya taşındı, hala ankarada serbest çalışmakta.Evli ve iki çocuk babası.
Otuz yılı aşkındır şiir yazmakta,elliye yakın bestesi vardır.
Halk ozanlığı geleneğini sürdürme çalışmaları devam etmektedir.
Eserleri
Şiir,beste.Beni
Dağ başımda karım gönülde kışım
Ağustos ayında üşütür beni
Buluda karışmış hayalim düşüm
Yaşamaktan umut kestirir beni
İnsan oğluyum dost şaşar beşerim
Yolumu yokuşa düşürür beni
Felekle kavgam var çilede tenim
Yoksulluk kazanı pişirir beni
Gerçeği söylerim, yalanı sevmem
Güçlüyü kayırıp mazlumu yermem
Kimseyi kimseden bir fazla görmem
Niye hakir görüp ayırır beni
Adem tarlasında bitem böyüyem
Baharında çiçek açam sevinem
Arı ile bal üreten övünem
Daha ham meyveyim koparır beni
Hüü diyeyim hak aşkıyla yanayım
Sevgi çeşmesinden içip kanayım
Şu koca ummanda menzil alayım
Gülşani dertlerin taşırır beni
Gülşani
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!